Ana SayfaKategorisizBir Dokunuş, Bin Hayat

Bir Dokunuş, Bin Hayat

Son zamanlarda çevrenize hiç daha dikkatli baktınız mı? Kendi koşturmacasından, gündelik telaşlarından sıyrılıp bir başkasının hayatına dokunmak için uzanan o elleri fark ettiniz mi? Günümüz dünyasında bireyselleşmenin ve yalnızlaşmanın öne çıktığı bir çağda yaşıyoruz. Ancak tüm bu soğuk rüzgârların ortasında, içimizi ısıtan ve toplumu bir arada tutan çok güçlü bir çimento var: Gönüllülük.
Gönüllülük, en basit tanımıyla hiçbir maddi karşılık beklemeden zamanını, bilgisini veya emeğini bir başkasının, bir canlının ya da toplumun iyiliği için karşılıksız sunmaktır. Dışarıdan bakıldığında küçük bir yardım ya da birkaç saatlik bir zaman dilimi gibi görünebilir. Oysa işin aslı çok başkadır; gönüllülük, toplumsal dayanışmanın en saf, en nitelikli halidir.
Bir felaket anında sahada çalışan gençleri, mahallesindeki patili dostları besleyen emeklileri veya bir çocuğa karşılıksız ders anlatan üniversitelileri düşündüğümüzde, aslında sadece bir sorunun çözüldüğünü görmeyiz. Orada asıl gerçekleşen şey; güven duygusunun, aidiyetin ve “ben yalnız değilim” hissinin yeniden inşa edilmesidir. Bireyleri birbirine görünmez bağlarla bağlayan toplumsal doku, tam da bu karşılıksız adımlarla güçlenir.
Gönüllülük sadece yardım alanı değil, yardım edeni de dönüştürür. Empati yeteneğimizi geliştirir, başkalarının dertleriyle dertlenme olgunluğu kazandırır. Bir toplumda gönüllülük bilinci ne kadar yüksekse, o toplumun krizlerle baş etme kapasitesi, direnci ve geleceğe olan inancı da o kadar sağlam olur. Çünkü dayanışma, sorunlar karşısında çaresizce beklemek yerine sorumluluk alma cesaretidir.
Belki de cevabını aramamız gereken asıl soru şudur: Biz bu zincirin neresindeyiz?
Dünyayı değiştirmeye kocaman adımlarla başlamak zorunda değiliz. Bir çocuğun tebessümüne, bir yaşlının sohbet ihtiyacına ya da doğanın bir parçasına uzatacağımız küçük bir el, toplumsal dayanışma denizine atılan ilk taştır. O taşın yarattığı hareli dalgalar ise zamanla tüm toplumu kuşatır.
Gelin, bugün kendimize bir söz verelim. Yaşamın temposuna kısa bir ara verip “Benim de katacak bir şeyim var” diyelim. Çünkü unutmayalım; bir toplum, ancak birbirine el uzattığı kadar güçlüdür.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler