Ana SayfaDünyaZamanın Taşlara, Lezzetin Ruhumuza Yazıldığı Yer: Gaziantep

Zamanın Taşlara, Lezzetin Ruhumuza Yazıldığı Yer: Gaziantep

Gaziantep denince akla ilk olarak zengin mutfağı, çıtır baklavası ve eşsiz Antep fıstığı gelir, doğal olarak. Altına imzamızı atarız, yerinde yemenin de zevki bir başka oluyor tabi… Antep’e gidilirde baklava yenilmez mi? Yedik… Keşke yemeseydik… Bundan sonra başka baklava yemem, beğenmem, baklava da demem, diğerlerine…

Gaziantep, lezzetlerinin senfonisi, diyenlere bütün benliğimle katılıyorum…

Sevgili kaynım Ali İhsan gecenin geç saatlerinde ulaştığımız Gaziantep’te bizi ilk olarak beyran çorbası içmeye götürdü… Genelde sabahları tercih edilen etli ve pirinçli sıcak bir lezzet… Tadın, tattırın derim…

Ertesi gün sabahın erken vakitlerinde kalkıyoruz ki gezmedik yer bırakmayalım… Tatmadık Antep lezzeti kalmasın istiyoruz…

Kahvaltı içinde bu kez hiçbir tavsiye almadan direkt gördüğümüz ilk kahvaltı yapabileceğimiz bir mekâna giriyoruz…

Gaziantep’te “Hacı Baba” ismiyle bilinen ve hem kahvaltı hem de yemek deneyimi sunmakta öne çıkan tarihi yer Tarihi Hacı Baba 1942 Antep Evi…

Kökeni 1942’ye dayanan bu köklü işletme, Kırkayak Parkı’ndaki tarihi Antep Evi konseptli olması münasebetiyle insanı önce girişte bir cezbediyor.

Daha sonra bin bin çeşit yöresel serpme kahvaltısı, ama kahvaltı dediysek öyle alelade bir serpme değil bildiğin sultanlara layık bir sofraydı ve iğne atacak yer ve yok yoktu… Hepsi vardı. Bir kuş sütü eksikti ona da zaten sıra gelmezdi. Görsel bir şölendi.

Petek bal, taze sahan kaymağı, yöresel Antep peyniri, zahter, sıcak menemen, kavurma, unlu mamuller, börek çeşitleri ve bölgeye has mezeler dahil olmak üzere 30 ile 36 çeşit arasında değişen oldukça zengin bir sofraydı.
İşletme, kahvaltıda kullanılan ürünlerin genetiği değiştirilmemiş ve katkı maddesiz olmasına özen göstermiş ve ata tohumu kullanıldığı özellikle afişlerle sergileniyordu.

Akşam ve öğle yemeklerinin de anlatılmaz tek tek tadılması gerektiğini yetkililer, Kayseri’den geldiğimizi söyleyince daha da bir misafirperverlik örneği sergileyerek tek tek anlattılar… Ayrıca buradan hepsine teşekkürlerimizi iletiyoruz… İlgi ve alakaları fazlasıyla memnun etti bizi.

Gaziantep’in zengin kültürünü ve misafirperverliğini tek bir sofrada özetleyen muazzam bir deneyimdi.

Yemek konusunda Antep için az bile söylenmiş, yazılmış, Ali Nazik Kebabı, Lahmacunu, hele katmeri hele katmeri…

Antep yollarına düşmeden hep gezip, yiyip içen tayfanın ekranlarına yansıyan görüntülerinden gördüğümüz ve iştah kabartan o katmerlerini biz de tattık.

Müsaade isteyerek katmerin yapım aşamasını da izleme şansı yakaladım… Bu kadar ince ve bu kadar malzemenin zenginliğini orada gördüm… Lezzetini zaten Dünya biliyor…

Biz katmeri, Zekeriya Usta’da yedik. Duvarlarını, gelip katmerlerin tadına bakan, bütün ünlülerin ve devlet adamlarının fotoğrafları ile süslemiş.

“Katmer pastane ürünü değil

Zekeriya Usta kültürüdür…” Diyor…

Bakırcılık, kutnu kumaşı, yemeni, sedef kakma gibi bir sürü el sanatları ve çarşıları her köşesinde farklı bir deneyim… Gezerken de tabi insanın dili damağı kuruyor.

Şerbetçi Gara Mamed’de de Osmanlı Şerbeti, Meyan Şerbeti, Dut suyu hem içtik hemde yolluk aldık. Farklı bir deneyimdi.

Almacı Pazarı’nı da şöyle bir turladıktan sonra yolumuzun üzerinde İsmet Organik Yöresel ürünlere uğradık.

Ev salçası, ev biberi, nar ekşisi, sumak, dolma kuruluğu, Antep fıstığı, acı pul biber, kuru nane, toz biber, karabiber ve bilimum baharat çeşitlerini de oradan aldıktan sonra gezmeye devam ediyoruz.

Arasa Meydanı’nda

Tahmis kahvesi de

içmedik demeyiz artık.

Günün akşamında kaynım Ali İhsan Ural, artık birazda Antep’li olduğu için nerede ne yenir, nereden alınır biliyor tabi…

Bize balcan kebabının da yenmezse olmazlardan olduğunu söyledi…

Burada kendisine de ayrıca teşekkürü bir borç biliyor, iyi ki varsın diyorum…

Birecik Sofrası Bekir Usta da bu işin ustası, çok beğendim…

Ama olmaz böyle bir şey…

Acısından baklavasına, kahvesinden katmerine hepsi mi mükemmel olur?

Krallara layık bir gastronomi şöleni.

Gözünüzü de gönlünüzü de tıka basa doyuran ardında damaklarımızda unutulmaz lezzetler ve beklentinin üzerinde muhteşem deneyimlerle ayrıldık Antep’ten.

Beyranından katmerine, muhammarasından özel peynirlerine kadar Gaziantep lezzet manifestosu.

Geleneksel lezzetlerin havada uçuştuğu, yedikçe iştahı açan ve Antep’in neden UNESCO tescilli bir gastronomi şehri olduğunu kanıtlayan kusursuz bir finaldi.

 

“Tarihi kalesinin gölgesinde asırlardır parıldayan, Zeugma’nın gizemli bakışlarında hayat bulan bu kadim kent; toprağın berekete, taşın sanata, emeğin ise aşka dönüştüğü zamansız bir Antep destandır.” diyerek özetlemiş bilenler biz de aynen katıldığımızı belirterek bitirelim daha güzel anlatılamazdı zaten, GAZİANTEP…

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler