Ana SayfaKategorisizSaat 03.17’de Çalışan Fırın

Saat 03.17’de Çalışan Fırın

Şehrin uyuduğu bir saatte, bir fırının ışığı hâlâ yanıyordu. Saat 03.17’ydi. Sokaklar boş, pencereler karanlık, kaldırımlar sessizdi. İnsanlar yorganlarının altında yeni bir güne hazırlanırken birileri çoktan o günün ekmeğini yoğuruyordu.

Fırıncı için gece bitmiş, başkaları içinse henüz başlamamıştı. Hamurun başında geçen saatleri kimse görmüyordu. Kimse, sabah erkenden sıcak ekmeği eline aldığında o ekmeğin kaç uykusuz saate, kaç yorgun bileğe mal olduğunu düşünmüyordu. Çünkü bazı emekler, en çok da herkes hazır bulduğunda görünmez olur.

O saatte yalnızca fırıncılar uyanık değildi elbette. Hastane koridorlarında nöbet tutanlar, direksiyon başında kilometrelerce yol alan şoförler, sabaha kadar bir başkasının güvenliği için çalışanlar da vardı. Şehir uyurken hayatı ayakta tutan insanlar…

Sabah olduğunda herkes kendi telaşına karışacaktı. Fırının önünde kuyruk oluşacak, insanlar ekmeklerini alıp yollarına devam edecekti. Belki biri aceleyle teşekkür edecek, belki diğeri fiyatın arttığından yakınacaktı. Kimse saat 03.17’yi hatırlamayacaktı.

Oysa hayat dediğimiz şey, çoğu zaman bizim görmediğimiz saatlerde hazırlanır. Soframıza gelen ekmekte, sabah bindiğimiz otobüste, hastanede açık kalan bir kapıda, karanlıkta süpürülen bir sokakta… Birileri, biz rahatça yaşayabilelim diye kendi uykusundan, zamanından, bazen de sevdiklerinden vazgeçer.

Belki de bir sabah sıcak ekmeği elimize aldığımızda yalnızca kokusunu değil, arkasındaki emeği de hatırlamalıyız. Çünkü alıştığımız her kolaylığın ardında, çoğu zaman başkasının zor bir gecesi vardır.

Saat 03.17’de yanan o fırının ışığı, aslında yalnızca ekmeği değil, koca bir şehrin sabahını hazırlıyordu.

Ve biz bazen güneş doğduğunda hayatın başladığını sanıyoruz; oysa bazı insanların günü, bizim gecemizden çok önce başlıyor.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler