Ana Sayfaİşte HayatZarafet, Ruhun Kumaşıdır

Zarafet, Ruhun Kumaşıdır

Zarafet nedir? Güzel giyinmek mi? Öyle sanıyoruz. Oysa zarafet, bir insanın giydiği kumaşların kalitesinden çok, kendi ruh kumaşının kalitesidir. İnsan en pahalı elbiseyi giyebilir, en güzel kokuları sürebilir, dışarıdan bakıldığında kusursuz görünebilir. Ama ruhunun dikişleri hoyratlıktan atmışsa, üzerinde taşıdığı hiçbir marka o söküğü kapatamaz. Çünkü zarafet bedene değil, ruha yakışan bir elbisedir. Bazı insanlar vardır; girdikleri yerde sesleri değil, hâlleri duyulur. Kendilerini göstermek için kimsenin ışığını söndürmezler. Konuşurken kelimeleri ağızdan fırlamaz; önce kalbin süzgecinden geçer, sonra dile düşer. Çünkü bilirler, ağızdan çıkan her kelimenin bir yere değeceğini; ya bir kalbe çiçek bırakacaktır ya da bir yara.

Zarafet biraz da insanın öfkesine verdiği terbiyedir. İnsan sakinken herkes nazik olabilir; asıl karakter canın yandığında ortaya çıkar. Kırıldığında kırmamak, incindiğinde incitmemek, sana çamur atıldı diye kendi ellerini kirletmemektir zarafet. Her savaşa girmemek korkaklık değildir. Bazen insan cevap vermediğinde söyleyecek sözü olmadığı için değil, kendi ruhunun seviyesini birkaç cümle uğruna aşağı indirmek istemediği için susar. Çünkü bazı insanlar kapıları çarparak gider, bazıları sessizce kapatır. İkisinin de gittiği anlaşılır ama yalnızca birinin ardından saygı kalır.

Biz zarafeti yanlış yerlerde arıyoruz; aynalarda, vitrinlerde, pahalı sofralarda, kusursuz fotoğraflarda… Oysa zarafet kimsenin bakmadığı yerde başlar. Bir garsona nasıl seslendiğinde, senden güçsüz olana nasıl davrandığında, bir insanın kusurunu eline geçirdiğinde onu meydana mı serdiğinde yoksa üzerine sessizce bir örtü mü çektiğinde belli olur. İnsanın gerçek yüzünü aynalar değil, kendisine hiçbir faydası dokunmayacak insanlara nasıl davrandığı gösterir. Çünkü çıkarın olmadığı yerde maskeler ağır gelir; insan orada yüzünü değil, karakterini taşır.

Zarif insanın da canı yanar, onun da sabrı tükenir, içinde fırtınalar kopar. Ama her fırtınasında birilerinin ruhuna zarar vermez; kendi ruhunu terbiye etmeyi bilir. Asıl zarafet, gücün varken ezmemek, haklıyken kibirlenmemek, kırıldığında çirkefleşmemek, birinin yarasını fark ettiğinde o yarayı daha da zedelememektir. Çünkü insanın zarafeti en çok, başkasının en savunmasız yerine dokunabilecek gücü varken elini geri çekebilmesinde belli olur.

Güzellik, gençlik geçicidir. Zaman yüzümüzde çizgiler çizer, fiziğimiz değişir, bir zamanlar üzerimize kusursuz oturan elbiseler artık eskisi gibi durmaz. Fakat insanın ruhuna işlediği zarafet nakışı kolay kolay eskimez. Yıllar tenimizden bir şeyler alırken ruhumuza işlediğimiz inceliğe dokunamaz. Çünkü zamanın solduramadığı, modasının geçmediği ve insanın üzerinde daima güzel duran bir kumaş vardır: Zarafet.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler