Ana SayfaGündemVicdanın Sesi Neden Kısıldı?

Vicdanın Sesi Neden Kısıldı?

Her gün yeni bir haberle güne başlıyoruz. Bir haksızlık, bir şiddet olayı, bir dolandırıcılık, bir yalnızlık hikâyesi… Birkaç dakika konuşuyor, üzülüyoruz; sonra hayatın telaşı içinde unutuveriyoruz. Oysa asıl unutulan haberler değil, vicdanımızın bize fısıldadığı sestir.

Eskiden insanlar yanlış yapmaktan önce vicdanına danışırdı. Çünkü insanı asıl durduran kanunlar değil, yüreğinde taşıdığı merhametti. Bugün ise çoğu zaman “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” anlayışı, “Benim işim değil.” cümlesi ve “Herkes böyle yapıyor.” bahanesi vicdanın sesini bastırıyor.

Bir çocuğun gözyaşı, yaşlı bir insanın yalnızlığı, sokakta aç kalan bir can, borcunu ödeyemediği için geceleri uyuyamayan bir baba… Bunlar sadece başkalarının hikâyesi değildir. Toplumun acısı, aslında hepimizin ortak yüküdür. Bir yerde vicdan susarsa, başka bir yerde umut da sessizleşir.

Vicdan sadece büyük olaylarda değil, küçük davranışlarda da kendini gösterir. Bir teşekkür etmekte, bir özür dilemekte, yere düşeni kaldırmakta, komşunun kapısını çalmakta, tanımadığın birine tebessüm edebilmekte… Çünkü iyilik, büyük imkânlar değil, büyük bir yürek ister.

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey, daha yüksek sesle konuşmak değil; vicdanımızın sessiz fısıltısını yeniden duyabilmektir. Çünkü insanı insan yapan sahip oldukları değil, başkalarının acısını hissedebilen kalbidir.

Gelin, kalabalıkların gürültüsünü biraz olsun susturalım. İçimizde hâlâ konuşmak isteyen o sesi dinleyelim. Çünkü vicdan sustuğunda sadece insanlar değil, insanlık da kaybetmeye başlar.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler