Ana Sayfaİşte HayatİNSAN KENDİ İÇİNDEN DE GÖÇ EDER

İNSAN KENDİ İÇİNDEN DE GÖÇ EDER

Ben bir şehirden değil, kendi içimden göç ettim. Kimse fark etmedi bunu. Yine aynı evdeydim, aynı insanlarla konuştum, aynı şeylere güldüm ama içimdeki bazı yerlerden sessizce ayrıldım.

Bir gece, herkes beni hâlâ aynı yerde sanırken kalbimin duvarlarından birkaç çivi söktüm. Birinde eski bir hatıra asılıydı, birinde yarım kalmış bir cümle, diğerinde artık bana ait olmayan duygular… Hepsini bir anda söküp atmadım. Bazılarının izi kaldı. Kalsın da… İnsan yaşadıklarının bütün izlerini silmek zorunda değil.

Unutmak gibi bir derdim de yok artık. Yaşadığım hiçbir şeyi yok saymıyorum. İyisiyle kötüsüyle hepsi benim hayatımdan geçti. Bana bir şey öğretti, benden bir şey aldı, yerine başka bir şey bıraktı.

Gülüyorum, konuşuyorum, çayımı içiyorum. Hayatın içinde kendi hâlimce yürüyorum. Birileri “Sen çok değiştin” derse buna da şaşırmıyorum. Değiştim tabii… İnsan nasıl aynı kalabilir ki?

Eskiden her şeyi anlamaya çalışırdım. İnsanları, söylenenleri, söylenmeyenleri… Şimdi her şeyin cevabını bulmak zorunda olmadığımı biliyorum. Bazı şeyleri olduğu yerde bırakıyorum. Her düğümü çözmeye çalışınca insan kendi ellerini yoruyor.

 

Kalbimi de taş yapmadım. Buna hiç niyetim yok. Hâlâ seviyorum, üzülüyorum, seviniyorum, kırılıyorum. Ama artık her duygunun içinde kendimi kaybetmiyorum. Gelen başımın üstüne, giden yoluna… Ben kendi içimde kalmayı öğrendim.

 

Gece olunca kendime daha çok dönüyorum. Seccadeyi serip alnımı yere koyduğumda uzun uzun cümleler kurmam da gerekmiyor. Allah benim söyleyemediklerimi de biliyor. Bunu bilmek yetiyor.

 

Benim asıl göçüm de burada başladı. Gürültüden sükûta, herkesi anlamaya çalışmaktan kendimi anlamaya, içimde ağırlık yapan şeyleri taşımaktan onları Allah’a bırakmaya…

 

Her şey düzelmiş değil. Zaten hayatın tamamen düzelmesi diye bir şey olduğuna da inanmıyorum. Gün geliyor yoruluyorum, gün geliyor içim çocuk gibi neşeleniyor. Ben artık ikisine de yer açıyorum.

 

Çünkü anladım ki insanın huzuru hiç yara almamasında değil; yaşadığı hiçbir şeyin kendi içindeki ışığı söndürmesine izin vermemesinde.

 

Ben kendi içimden göç ederken aslında kendime döndüm. Başkalarının pencerelerinde bıraktığım ışığımı topladım, kendi evime getirdim.

 

Şimdi içimde yangın yok. Sessizce yanan bir kandil var; ışığı bana yetiyor.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler