Ana SayfaGündemGönlümün Takvimi

Gönlümün Takvimi

Duvarımdaki takvim her gün bir yaprağını eksiltiyor. Günler, aylar, yıllar sessizce geçip gidiyor. Ama anladım ki insanın gerçek takvimi, duvarda asılı olan değil; yüreğinde taşıdığıdır.

Çünkü gönlün takviminde pazartesiler, salılar ya da ay isimleri yoktur. Orada ilkler vardır… Sonlar vardır… Kavuşmalar, vedalar, özlemler ve umutlar vardır.

Bazı günlerin tarihini unuturuz ama o gün hissettiklerimizi asla unutmayız. Bir annenin sıcak kucağı, babanın omzuna yaslandığımız bir akşam, bir çocuğun ilk kez “anne” ya da “baba” dediği an… Bunlar hiçbir takvimde kırmızıyla işaretlenmez ama gönlümüzde ömür boyu yerini korur.

Hayat bazen bize önemli olanın kaç yaşında olduğumuz değil, yaşadığımız anların kalbimizde bıraktığı iz olduğunu hatırlatır. Çünkü insanı büyüten yıllar değil, yaşadıklarıdır.

Ne gariptir ki gönlün takvimi, acıları da silmez. Kırıldığımız sözler, yarım kalan vedalar, zamanında söylenemeyen cümleler de bir köşede durur. Belki canımızı yakarlar ama bize insan olduğumuzu da hatırlatırlar. Her yara, biraz sabrı; her özlem, biraz sevgiyi öğretir.

Bugün birçok insan zamana yetişmeye çalışıyor. Takvimler dolu, ajandalar dolu, telefonlar hatırlatmalarla dolu… Ama gönüller boş kalabiliyor. Oysa en değerli randevularımız, sevdiklerimizle geçirdiğimiz birkaç dakikadır. Çünkü yıllar sonra hatırlayacağımız şey, toplantılar değil; birlikte içilen bir çayın sohbeti, sıcacık bir sarılış, içten bir kahkaha olacaktır.

Belki de bu yüzden hayatı sadece saatle değil, kalple ölçmeyi öğrenmeliyiz. Her güne yeni bir sayfa gözüyle değil, yeni bir iz bırakma fırsatı olarak bakmalıyız. Bir gönle dokunmak, bir kırgınlığı onarmak, bir teşekkürü geciktirmemek… İşte bunlar, gönlümüzün takvimine güzel günler olarak düşer.

Gün gelir, duvardaki takvimler eskir, yapraklar tükenir. Ama gönlün takvimi kolay kolay silinmez. Orada sevgiyle yazılmış her an, zamana meydan okur.

Dilerim yıllar geçtiğinde geriye dönüp baktığımızda, hatırladığımız tarihler değil; güzelleştirdiğimiz hayatlar olsun. Çünkü insanın gerçek ömrü, kaç yıl yaşadığıyla değil, kaç yürekte güzel bir iz bıraktığıyla ölçülür.

Gönlümüzün takvimine bugün hangi günü yazacağımıza karar verecek olan da yine biziz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler