Ana Sayfaİşte HayatEN GÜZEL ALIŞKANLIĞIM

EN GÜZEL ALIŞKANLIĞIM

 

İnsan sabahın ışığına alışır… Perdenin arasından usulca süzülen güneşe, kahvenin fincandan yükselen kokusuna, gecenin omzuna bıraktığı sessizliğe… Bir insana…

Bir insana alışmak başka. Bir nehrin yatağını bulması gibi… Önce nereden aktığını fark etmez insan. Sonra bir gün anlar ki bazı sesler, bazı sohbetler, bazı küçük anlar fark ettirmeden günün bir parçası olmuş.

Bazı insanlar hayatımıza en güzel alışkanlık olarak girer.

Ne zaman, nasıl olduğunu anlamayız. Hayat kendi telaşında akıp giderken, günler birbirinin ardına eklenirken bir bakarız ki o insan günün küçük ayrıntılarına karışmış. Bir kahvenin buğusuna, duyulan bir şarkıya, pencereden bakarken dalıp gidilen gökyüzüne…

Yaş aldıkça insan her geleni hayatına almıyor. Her sözü kalbine koymuyor, her yakınlığa da aynı kapıyı açmıyor. Yıllar, kalbin kapısında görünmeyen bir eşik bırakıyor; kimin geçip gideceğini, kimin sessizce bir köşede kalacağını zaman gösteriyor.

Bazı insanlar rüzgâr gibi geçiyor; dokunup gidiyor. Bazılarıysa yağmurdan sonra toprağa sinen koku gibi kalıyor. Varlığını hatırlatmak için gürültüye ihtiyaç duymuyor. Orada olduğunu bilmek bile insanın içine küçük bir huzur bırakıyor.

İnsan belli bir yaştan sonra büyük cümlelerden çok küçük şeylerin kıymetini biliyor. Bir sesin iyi gelmesini, içten bir cümleyi, yüzünde kendiliğinden beliren bir tebessümü… Çünkü yıllar insana mutluluğun her zaman kapıyı çalarak gelmediğini öğretiyor. Bazen usulca içeri süzülüyor; tıpkı sabah ışığı gibi.

Alışmak da biraz böyle… Birini hayatın merkezine koymak değil; hayatın içinde ona küçük, sakin bir yer açmak. Hiçbir şeyi yerinden oynatmadan, hiçbir düzeni bozmadan… Sadece varlığıyla günün bir köşesini güzelleştiren bir yer.

Kalbin yolları da tuhaf. Bazı insanlar o yollardan yalnızca geçer, bazılarıysa yol kenarında yanan küçük bir ışık gibi kalır.

Bazı insanlar her gün yeniden doğan gün ışığıdır.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler