Ana SayfaGündemCEHALETİN SAHNE ŞOVU

CEHALETİN SAHNE ŞOVU

Son dönemde yargıya da yansıyan ve kamuoyunda infial uyandıran bazı sahneler, ülkemizde “ifade özgürlüğü” ve “mizah” kavramlarının arkasına sığınan sinsi bir yozlaşmayı yeniden gözler önüne serdi. İnançlı insanları, başörtülü kadınları ve kutsal kitabımızı pervasızca hedef alan, güya kara mizah ambalajıyla pazarlanan bu gösteriler, aslında ne mizahtır ne de özgürlüktür. Karşımızdaki tablo, en yalın tanımıyla küresel bir aşağılama ve derin bir akıl tutulmasıdır.

Bu güruh sahnede güya yaratıcıyı, dini ve inanç esaslarını eleştirdiğini zannediyor. Ancak sergiledikleri performans, reddettikleri dinin felsefesinden, kelamından ve temel mantığından bile ne kadar bihaber olduklarını ortaya koyuyor. Kafalarındaki inanç fikri, heykelden ötesine geçememiş; zamanın içerisine sıkışmış figürler üzerinden güya entelektüel bir eleştiri yapıyorlar. Karşımızda İslam felsefesinin kapağını bile açmamış, lakin eline mikrofonu alınca kendini çağın en büyük filozofu zanneden trajikomik bir özgüven var. İslam hakkında nitelikli bir fikri olmayanların, İslam’a pervasızca laf edecek devasa bir cüreti var.

Açıkça ifade edelim: Bu sahnelerde artık bir fikir veya mizah üretilmiyor. Formül çok net ve ucuz: Müslümanların en hassas olduğu, en çok tepki vereceği kutsal değerler neresiyse gidip tam oraya parmak basıyorlar. Çünkü biliyorlar ki, ne kadar saygısızlık yaparlarsa o kadar etkileşim alacaklar, ne kadar kutsala saldırırlarsa o kadar dijital beğeni toplayacaklar.

İfade özgürlüğü, bir fikri, bir eleştiriyi, mantıklı bir bilgiyi saygı sınırları içinde dile getirme hakkıdır. Eline mikrofonu alıp hiçbir felsefi veya edebi alt metni olmadan, sırf üç beş kişiyi güldürmek veya alkış almak amacıyla yapılan hakaretler özgürlük tanımına girmez. Her şeyle dalga geçilemez. Kendilerini belli bir kimlikle tanımlayan bu kişilere sormak gerekir: Kendi hassas olduğunuz toplumsal acılarla, bu milletin ortak yaslarıyla sahnede kahkahalar atarak dalga geçilse bunu özgürlük olarak kabul eder misiniz? Yapamazsınız, yapılmasına da izin vermezsiniz. O halde neden sadece Müslümanların sabrını sınamak, inançlarına saldırmak sizin “özgürlük” alanınıza giriyor?

Dünyanın gözü önünde yıllardır süren zulümlere, katliamlara ve küresel terör şebekelerine karşı sponsor korkusuyla tek kelime edemeyenlerin, konu İslam olunca aslan kesilmeleri riyakârlığın dik alasıdır. Bu sahnelerde sergilenen şey düpedüz aşağılamaktır. Bu kitle özgürlük değil, kutsala sövmenin ve hakaret etmenin “yasal” olmasını istiyor.

Daha da vahimi, bu saygısızlığı sergileyip hukukun karşısına çıkan figürleri, toplumda geniş kitleleri temsil eden siyasi yapıların adeta birer kahraman gibi ziyaret etmesi, bu çürümüşlüğe kanat germesidir. Kutsala uzanan dile, toplumsal barışı dinamitleyen bu hadsizliğe asla müsaade etmeyeceğiz. İyilerin sesi gür çıkmalıdır ki, kötüler ve arsızlar kendilerini haklı zannetmesin.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler