Ana SayfaKategorisizDisiplin Cezaları İptal Edilen Memur Mobbing Nedeniyle Tazminat İsteyebilir mi?

Disiplin Cezaları İptal Edilen Memur Mobbing Nedeniyle Tazminat İsteyebilir mi?

Kamu kurumlarında disiplin cezaları, kamu hizmetinin düzenli yürütülmesi ve personelin görevlerini mevzuata uygun şekilde yerine getirmesi amacıyla uygulanan hukuki yaptırımlardır. Ancak disiplin yetkisinin amacı dışında kullanılması, kamu görevlilerini yıldırmak veya görevlerinden uzaklaştırmak için bir baskı aracına dönüştürülmesi de mümkündür.

Özellikle üniversitelerde ve diğer kamu kurumlarında bazı çalışanlar hakkında art arda disiplin soruşturmaları açıldığı, çeşitli cezalar verildiği ve bu cezaların daha sonra idare mahkemeleri tarafından iptal edildiği görülmektedir.

Peki hakkında verilen disiplin cezalarını mahkemede iptal ettiren bir kamu görevlisi, bu işlemlerin sistematik biçimde kendisini yıldırmak amacıyla gerçekleştirildiğini ileri sürerek ayrıca mobbing nedeniyle tazminat talep edebilir mi?

Anayasa Mahkemesinin Eylül 2022 tarihli kararı, bu soruya önemli bir hukuki açıklık getirmektedir.

Karara konu olayda, bir devlet üniversitesinde yardımcı doçent olarak görev yapan akademisyen hakkında 2011-2013 yılları arasında tam dokuz farklı disiplin cezası uygulanmıştır. Bu cezaların üçü Yükseköğretim Kurulu tarafından kaldırılmış, diğerleri ise idare mahkemelerince hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

Üstelik akademisyen hakkında yalnızca disiplin cezaları uygulanmamıştır. Doktora tezi intihal gerekçesiyle iptal edilerek doktor ünvanı geri alınmış, ancak bu işlem de mahkeme tarafından iptal edilmiştir. Akademisyenin görev süresi sonunda yeniden atanmamasına ilişkin işlem de yargı denetiminden geçerek iptal edilmiştir.

Bu süreçte akademisyen psikolojik sorunlar yaşadığını, tedavi görmek zorunda kaldığını ve hakkında yürütülen işlemlerin kendisini yıldırmak amacıyla kullanıldığını ileri sürerek tazminat davası açmıştır.

Ancak ilk derece mahkemeleri, idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle tazminat talebini reddetmiştir.

Uyuşmazlığın Anayasa Mahkemesine taşınması üzerine önemli bir değerlendirme yapılmıştır.

Anayasa Mahkemesi, birbirini takip eden disiplin cezalarının ve diğer idari işlemlerin yalnızca ayrı ayrı değerlendirilmesinin yeterli olmadığını, olayların bütününün dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır.

Çünkü tek başına değerlendirildiğinde hukuka aykırı bir disiplin cezası olarak görülen işlem, benzer işlemlerin sürekli tekrarlanması hâlinde sistematik bir yıldırma sürecinin parçası olabilir.

Mahkeme, iki yıl içerisinde dokuz farklı disiplin cezasına maruz kalan, bu cezaları idari veya yargısal yollarla kaldırılan ve aynı dönemde psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle sağlık raporları düzenlenen akademisyenin mobbing iddialarının yeterince incelenmediğini belirlemiştir.

Sonuç olarak Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Bu kararın kamu görevlileri açısından son derece önemli bir sonucu bulunmaktadır.

Bir memur hakkında verilen disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal edilmesi, tek başına mutlaka mobbing uygulandığı anlamına gelmez. Ancak aynı kişi hakkında sürekli disiplin soruşturmaları açılması, verilen cezaların hukuka aykırı bulunması, işlemlerin belirli bir dönemde yoğunlaşması ve kişinin mesleki veya psikolojik bütünlüğünün zarar görmesi, sistematik psikolojik tacizin varlığına işaret eden önemli deliller oluşturabilir.

Burada idarenin de önemli bir yükümlülüğü bulunmaktadır.

Kamu kurumu, kendisine yöneltilen ciddi ve somut mobbing iddialarını görmezden gelemez. İddiaları etkili biçimde incelemeli, gerektiğinde sorumlular hakkında gerekli işlemleri başlatmalı, psikolojik tacizin devam etmesini önleyecek tedbirleri değerlendirmeli ve ortaya çıkan zararların giderilmesi konusunda hukuki yükümlülüklerini yerine getirmelidir.

Bu nedenle psikolojik taciz nedeniyle zarara uğradığını ileri süren kamu görevlisi, somut olayın koşullarına göre idareye tazminat talebiyle başvurabilir. Talebin reddedilmesi veya kanuni sürede cevap verilmemesi hâlinde, idarinin tazminat ödemesi gündeme gelebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da söz konusu tazminatı ödeyecek kişidir.

Anayasa’nın 129. maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan zararlar bakımından kural olarak ilgili idareye karşı tazminat davası açılması söz konusudur. İdarenin ödediği tazminat nedeniyle kusuru bulunan kamu görevlilerine, hukuki şartların oluşması hâlinde rücu edilmesi de mümkündür.

Başka bir ifadeyle, psikolojik taciz nedeniyle doğan zararın idare tarafından karşılanması, bu sürece hukuka aykırı biçimde neden olan kişilerin her durumda sorumluluktan kurtulacağı anlamına gelmemektedir.

Elbette her disiplin soruşturması mobbing değildir. İdarelerin hukuka uygun biçimde disiplin soruşturması yürütme ve gerektiğinde ceza verme yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu yetkinin kişisel husumet, yıldırma veya görevden uzaklaştırma amacıyla sistematik biçimde kullanılması hukuk düzeni tarafından korunamaz.

Sonuç olarak, mahkeme tarafından iptal edilen disiplin cezaları yalnızca kazanılmış davalar olarak görülmemelidir. Bu cezalar, diğer olay ve delillerle birlikte değerlendirildiğinde, kamu görevlisinin maruz kaldığı sistematik psikolojik tacizin ortaya konulmasında önemli bir hukuki dayanak oluşturabilir.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler

Fast Football

Yöneticiler Aklandı

Hedef 35 puan