Ana SayfaKategorisizİNSAN, İÇİNDE TAŞIDIĞI MEVSİMDİR

İNSAN, İÇİNDE TAŞIDIĞI MEVSİMDİR

İnsan bazen bir çiçeğin sessizliğinde bulur kendini, bazen de bir rüzgârın savurduğu yaprakta… Ömür dediğimiz şey, aslında içimizden geçen mevsimlerin hikâyesidir. Kimi zaman baharı yaşarız, kimi zaman ayazı. Bazen içimizde güller açar, bazen de kimsenin görmediği bir yerde sessizce solan çiçeklerimiz olur. Ama hayat, her şeye rağmen yeniden yeşermeyi öğretir insana. Ne gariptir ki en çok da yaşadıklarımızdan öğreniriz yaşamayı. Bir sözün bıraktığı iz, bir bakışın verdiği umut, bir vedanın içimizde açtığı boşluk… Hepsi bizi biz yapan görünmez satırlardır.

İnsan unutulduğunu sandığı anılarda bile yaşamaya devam eder. Çocukluğumuzun toprak kokusu, baharın ilk çiğdemi, annemizin sesindeki şefkat, bir dostun içten tebessümü… Yıllar geçer, yollar değişir, insanlar uzaklaşır ama bazı duyguların mevsimi hiç bitmez. Çünkü iz kalır. Bazen bir kalpte, bazen bir hatırada, bazen de hiç beklemediğimiz bir anda gözlerimizi dolduran küçücük bir ayrıntıda… Hepimiz içimizde görünmeyen bir bahçe taşırız. O bahçede kırgınlıklar da vardır, umutlar da. Kimi çiçekler sevgiyle büyür, kimileri ilgisizlikten boynunu büker. Oysa insanın insana verebileceği en güzel şey, bir başka yürekte çiçek açtırabilmektir.

Bugün dönüp baktığımızda ne kadar çok şeye yetişmeye çalıştığımızı görüyoruz. Hayata, zamana, insanlara… Fakat çoğu zaman kendi içimize yetişemiyoruz. Bir çiğdemin toprağı yarıp güneşe ulaşma çabasını görmeden baharın geldiğini söylüyoruz. Bir insanın suskunluğundaki fırtınayı anlamadan onu yargılıyoruz. Bir gönlün kırıldığını fark etmeden yolumuza devam ediyoruz. Oysa hayat, yalnızca bakmak değil, görebilmektir. Bir çiçeğin direncini, bir annenin duasını, bir çocuğun masumiyetini, yaşlı bir insanın gözlerindeki koca ömrü okuyabilmektir.

Rüzgâr her zaman yıkmak için esmez. Bazen kurumuş yaprakları götürür ki yeni filizlere yer açılsın. Bazen de insanın içindeki tozu kaldırır, unuttuğu duyguları yeniden hatırlatsın diye… Belki de bu yüzden her savruluş bir kayboluş değildir. Her susuş bir vazgeçiş, her gidiş bir unutuluş değildir. Ve her son, gerçekten son değildir. İnsan yaş aldıkça anlıyor ki hayatın en kıymetli hazinesi biriktirdikleri değil, yüreğinde yaşattıklarıdır. Ne makamlar kalıcıdır ne de dünyanın bitmek bilmeyen telaşı. Geriye bir güzel söz, bir iyilik, bir samimiyet ve bir gönülde bıraktığımız iz kalır.

Öyleyse neden birbirimizin hayatına biraz daha güzellik katmayalım? Neden bir çiçeğe gösterdiğimiz özeni bir insanın kalbinden esirgeyelim? Neden sevgiyi söylemek için yarını, affetmek için zamanı, yaşamak için uygun bir günü bekleyelim? Unutmayalım… En güzel bahar, insanın içinde açandır. En güçlü çiçek, fırtınaya rağmen kökünden vazgeçmeyendir. En güzel insan ise kendi yaralarına rağmen başkasının yarasına merhem olabilendir.

Ve bir gün hepimiz bu dünyadan geçip gideceğiz. Belki adımız bir cümlede, belki hatıramız bir fotoğrafta, belki de sesimiz birinin yüreğinde kalacak. Ama asıl mesele ne kadar yaşadığımız değil, yaşarken kaç gönle dokunabildiğimiz olacak. Çünkü insan geçer, zaman geçer, mevsimler geçer… Ama sevgiyle dokunulan yüreklerde mutlaka bir iz kalır.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler