Ana SayfaKategorisizAnnemin Tarifinde Gramı Olmayan Şey

Annemin Tarifinde Gramı Olmayan Şey

Annem yemek yaparken mutfakta ne terazi vardı ne de ölçü kabı. Unu göz kararı döker, yağı elinin alışkanlığıyla ekler, tuzu parmaklarının arasından bırakırdı. Bir tarif sorsan, “Biraz un, yeterince şeker, aldığı kadar su…” diye başlardı. Ne kadar olduğunu sorunca da aynı cevabı verirdi: “Elin alışsın, anlarsın.” O zamanlar bunun bir tarif değil, geçiştirilmiş bir cevap olduğunu sanırdım. Meğer annem bazı şeylerin ölçülerek değil, yaşanarak öğrenildiğini biliyormuş.

Çocukluğumun mutfağında hiçbir şey tam ölçülü değildi ama her şey yerli yerindeydi. Tencerenin kapağı aralandığında yayılan koku, fırından çıkan böreğin çıtırtısı, hamura bulaşmış unlu eller… Bir de annemin, kimse fark etmeden kendi payından eksiltip bizim tabağımıza eklediği lokmalar vardı. O lokmaların tarifte adı yoktu. Ne yemek kitaplarında yazıyordu ne de bir terazide karşılığı vardı. Bugün market raflarında aynı yemeği yapmak için onlarca çeşit malzeme bulabiliyoruz ama o sofranın tadını neden aynı kolaylıkla bulamıyoruz?

Belki de mesele malzemelerde değildir. Çünkü annemin yaptığı yemeğin içine koyduğu şeylerden biri, bugün mutfaklarımızda giderek eksiliyor: zaman. O, yemeğin pişmesini beklerken acele etmezdi. Bir yandan tencereyi karıştırır, bir yandan bizi dinler, arada komşunun hâlini sorardı. Şimdiyse yemekler daha kısa sürede hazırlanıyor; fakat aynı sofraya oturan insanların birbirine ayırdığı zaman da kısalıyor. Tencere kaynıyor, telefonlar çalıyor, tabaklar doluyor ama bazen kimse kimsenin gününün nasıl geçtiğini sormuyor.

Bir gün annemin tarifini aynen uygulamaya karar verdim. Aynı malzemeleri aldım, aynı sırayla ekledim, aynı yemeği pişirdim. Görüntüsü güzeldi, kokusu da tanıdıktı. İlk lokmayı aldığımda eksik olanı anladım: Her şey vardı ama annemin eli yoktu. O yemeği özel yapan şeyin yalnızca parmaklarının alışkanlığı olmadığını, bir ömür boyunca biriktirdiği sabır, emek ve sevgiden geldiğini o gün fark ettim.

Şimdi düşünüyorum da annelerimizin tarif defterlerinde asıl eksik olan, yazılmamış ölçüler değilmiş. Bir yemeğin başında bekleyen sabır, sofraya çağıran ses, tabağımıza sessizce bırakılan son lokma… Bunların hiçbirini gramla ölçemiyoruz. Belki de bu yüzden bazı lezzetler, tarifini ne kadar iyi bilirsek bile aynı kalmıyor.

Çünkü annemin tarifinde bir tutam tuzun, iki kaşık yağın, üç bardak unun yanında hiçbir zaman yazılmayan bir malzeme vardı. Adını yıllarca koyamadım.

Sonunda anladım: Annemin tarifinde gramı olmayan şey, yemeğin içine kattığı sevgiden çok, o yemeği yaparken kendinden eksilttiği hayattı.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler