Ana SayfaKöşe YazısıSeçim bitti kavga bitmedi

Seçim bitti kavga bitmedi

Yeni Parti Kayseri il Başkanlığı seçimleri bitti ama kavga bitmedi. Listelerin aile yakınlarından, arkadaşlardan. Sen ben bizim oğlan anlayışından oluşması parti tabanından da tavanından da ciddi tepkilere neden oldu. Bir belediye başkanının kurultay delegesi olmaması merkez ilçe başkanının listeye yazılmaması şaşkınlık yaratırken, özellikle ve özellikle eski vekil Çetin Arık ve eski il başkanı Ümit Özer’in liste oluşumundaki etkisini ve yetkisini bir kez daha gözler önüne serdi.

Siyasette bazı listeler vardır; açıklandığı gün tartışma biter sanılır, asıl kriz ise o gün başlar. Kayseri’de yeni il yönetiminin açıklanmasının ardından yükselen itirazlar, sıradan bir görev dağılımının çok ötesinde bir tabloya işaret ediyor. Liyakat, temsil ve parti içi demokrasi tartışmaları, teşkilatta biriken rahatsızlığın artık gizlenemez hâle geldiğini gösteriyor.

Parti zarar görmesin diye susanların sabrı, anlaşılan o ki yanlış okunmuş. Oysa siyasette sessizlik, her zaman rıza anlamına gelmez. Bazen insanlar son bir uzlaşma ihtimalini korumak için susar. Ancak bu sessizlik güçsüzlük sanılır, iyi niyet sınırsız bir hoşgörü gibi görülürse, gün gelir itirazlar çok daha sert yükselir. Kayseri’de yaşanan tartışmanın arka planında da tam olarak böyle bir kırılma olduğu anlaşılıyor.

Bu noktada gözler genç İl Başkanı Ufuk Ozan Gözbaşır’a çevriliyor. Genç bir il başkanından beklenen, başkalarının etkisinde kalmak değil, kendi iradesini ortaya koyarak teşkilata yön vermesidir. Toparlaması, uzlaştırması ve farklı sesleri aynı masada buluşturması gereken bir başkanın, etkiler altında kaldığı izlenimi vermesi, krizi çözmek yerine büyütür. Genç olmak bir avantajdır; ancak bağımsız irade gösteremeyen bir yönetim anlayışı, değişim beklentisini karşılayamaz.

Tartışmaların bir diğer boyutunda, mevcut ilçe belediye başkanının merkez ilçe başkanını ciddiye almadığı yönündeki iddialar bulunuyor. Eğer aynı siyasi yapının yöneticileri birbirini yok sayıyor, teşkilat görevlerini ve istişare mekanizmasını önemsemiyorsa burada sorun kişisel anlaşmazlıktan ibaret değildir. Bu, yönetim anlayışının ve kurumsal ciddiyetin sorgulanmasını gerektiren bir tablodur.

Daha da önemlisi, eski bir milletvekilinin partiyi ailesinin ve yakın çevresinin etrafında şekillendirmeye çalıştığı yönündeki eleştiriler. “Sen, ben, oğlum, yakınım” anlayışı üzerinden yükselen itirazlar, siyasetin en temel sorunlarından birini yeniden gündeme taşıyor: Bir siyasi parti kimin evidir? Teşkilatın yıllardır yükünü çekenlerin mi, yoksa karar mekanizmalarını kendi çevresinde toplamak isteyenlerin mi?

Elbette iddialar tek başına hüküm vermek için yeterli değildir. Ancak bu kadar ciddi eleştiriler karşısında yapılması gereken, eleştirenleri susturmak değil, kamuoyunu ikna edecek açık ve şeffaf cevaplar vermektir. Hiçbir siyasi parti aile şirketi, hiçbir teşkilat da kişisel nüfuz alanı değildir.

Yıllarca sahada çalışanların, seçimden seçime değil her dönemde partisine emek verenlerin kendilerini dışlanmış hissetmesi, birkaç kişinin kırgınlığı olarak geçiştirilemez. Küstürülen her partili, zayıflatılan her teşkilat bağı, yarın sandıkta karşılık bulabilecek bir soruna dönüşür. Siyasette makamlar geçicidir; sahadaki güven ise kolay kazanılmaz, kolay da geri gelmez.

Şimdi gözler genel merkeze çevriliyor. Daha önce benzer bir süreçte yönetimin görevden alınmış olması, bugünkü gelişmeleri daha da önemli hâle getiriyor. Mevcut gerilim kontrol altına alınamaz, teşkilattaki güven kaybı giderilemez ve itirazlar büyümeye devam ederse, genel merkezin yeniden görevden alma seçeneğine yönelmesi güçlü bir ihtimal hâline gelebilir. Böyle bir adımın gündeme gelmesi, yalnızca bir yönetimin başarısızlığı değil, krizin yerelde çözülemediğinin de göstergesi olacaktır.

Artık sorulması gereken soru açık: Bu yönetim teşkilatı mı temsil ediyor, yoksa teşkilat belirli isimlerin tercihlerini kabullenmeye mi zorlanıyor?

Ufuk Ozan Gözbaşır’ın önünde de kritik bir sınav var: Ya bağımsız iradesini ortaya koyup herkese eşit mesafede duran bir il başkanı olacak ya da başkalarının etkisinde kaldığı yönündeki eleştirilerin gölgesinde kalacak.

Çünkü listeler hazırlanır, makamlar dağıtılır, yöneticiler değişir. Fakat liyakat tartışmaları büyüyor, emek verenler dışlanıyor ve güven kayboluyorsa, hiçbir liste siyasi krizi örtemez.

İyi niyet tükendiğinde itiraz başlar; güven bittiğinde ise yalnızca koltuklar kalır. Kayseri’de asıl mesele, kimin yönetimde olduğu değil, bu yönetimin teşkilatın güvenini taşıyıp taşıyamadığıdır.

Canan BAYRAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler