Ana SayfaGündemHiç Yaşanmamış Günler

Hiç Yaşanmamış Günler

Takvimler bize kaç yaşında olduğumuzu söyler ama aslında kaç gün yaşadığımızı söylemez. Geçen yılın 14 Mart’ında ne yaptığınızı hatırlıyor musunuz? Ya da üç ay önceki sıradan bir salı öğleden sonrasını? Büyük ihtimalle hayır. Çünkü bazı günler gerçekten yaşanmaz; sadece gelip geçer. Sabah kalkılır, işe gidilir, yemek yenir, birkaç telefon görüşmesi yapılır, yorulunur ve gece olur. Takvimden bir yaprak daha eksilir ama geriye hatırlanacak bir iz kalmaz.

Oysa ömrümüzde yalnızca birkaç dakika süren öyle anlar vardır ki yıllar geçse de zihnimizden silinmez. Bir çocuğun ilk kez “anne” ya da “baba” deyişi… Beklenmedik bir telefon… Bir hastane koridorunda beklenen haber… Son kez edilen bir veda… Ya da hiç tanımadığımız birinin yaptığı küçücük bir iyilik.

O anlarda zaman sanki durur. Çünkü insan, hayatın uzunluğunu değil, anlamını hatırlar.

Belki de en büyük yanılgımız, uzun yaşamanın çok yaşamış olmak olduğunu sanmamızdır. Yıllar uzayabilir ama anılar kısalabilir. Bazıları seksen yıl yaşar ama geriye anlatacak birkaç hikâye kalır. Bazılarıysa ömrüne onlarca anlam sığdırır. Çünkü yaşamın uzunluğu değil, derinliği iz bırakır.

Bugün hepimiz bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz. Sürekli plan yapıyor, erteliyor ve “Daha vakit var” diyoruz. Oysa birbirinin aynısı olan günlere teslim ediyoruz hayatımızı. Aynı yollar, aynı telaşlar, aynı cümleler… Günler birbirine benzeyince zaman da hafızamızdan sessizce siliniyor. Yıllar sonra dönüp baktığımızda koca bir ömür, birkaç sayfalık bir hatıra gibi kalıyor.

Oysa yaşamak bazen büyük şeyler istemez. Gün batımını gerçekten izlemek, sevdiğin insanı acele etmeden dinlemek, çocuğunla yere oturup oyun oynamak, annenin anlattığı hikâyeyi bu kez sabırla dinlemek… Dostuna “Nasılsın?” derken gerçekten cevabını merak etmek…

Belki de ömrün unutulmayan günleri, tam da sıradan sandığımız anların içinde saklıdır.

Bu akşam takvimden bir gün daha eksilecek. Ama asıl soru, günün bitip bitmediği değil.

Bugün, yıllar sonra hatırlamaya değer bir iz bıraktı mı?

Çünkü takvim yaşadığımız günleri sayar. Hafızamız ise gerçekten yaşadıklarımızı…

Ve ikisi çoğu zaman aynı sayıyı göstermez.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler