Ana SayfaYaşamKültür SanatZAMANTI’NIN SIRLARI – I

ZAMANTI’NIN SIRLARI – I

1563’te Bünyan ve Çevresinde Kimler Yaşıyordu?
Seyit Burhanettin AKBAŞ / Bünyan38Haber
Bugün Bünyan’dan Pınarbaşı’na, Akkışla’dan Sarıoğlan’a uzanan coğrafyaya baktığımızda köylerimizi, dağlarımızı, yaylalarımızı ve derelerimizi sanki yüzyıllardır hiç değişmeden aynı yerde durmuş gibi görürüz.
Oysa tarih bize bambaşka bir Zamantı anlatıyor.
Köyler boşalmış, yeniden kurulmuş; obalar gelmiş, obalar gitmiş; bazı yerleşimlerin yalnızca isimleri yaşamış, bazılarının halkı bütünüyle değişmiş. Bugün aynı köyde yaşayan insanların birkaç yüzyıl önce aynı köyde yaşayanlarla mutlaka aynı soydan geldiğini düşünmek bile çoğu zaman mümkün değildir.
İşte Zamantı’nın en büyük sırlarından biri budur.
ZAMANTI SADECE BİR IRMAĞIN ADI DEĞİLDİ
Zamantı bugün daha çok Kayseri topraklarından geçen ve Seyhan Nehri sisteminin en önemli kollarından birini oluşturan ırmağın adı olarak biliniyor.
Ancak Zamantı, tarih boyunca yalnızca bir akarsuyun adı olmadı.
Bir kale, bir şehir, bir vadi ve Osmanlı idarî düzeninde bir kaza adı olarak da karşımıza çıktı.
Irmağın tarihî adlandırılması konusunda eski kaynaklarda farklı biçimler bulunmaktadır. Antik ve Bizans dönemlerinde Karmalas ve Onopniktes adlarıyla anıldığı, Orta Çağ’daki Tzamandos adının daha sonra Zamantı biçimine dönüştüğü belirtilmektedir. Bu sebeple eski metinlerde ileri sürülen her etimolojik açıklamayı kesin bilgi olarak değil, ihtiyatla değerlendirmek gerekiyor.
Zamantı’nın asıl önemlerinden biri ise Anadolu’nun doğusu ile İç Anadolu arasında tarih boyunca bir geçiş sahası oluşturmasıdır.
Dulkadirli Türkmenleri açısından da bu coğrafya son derece önemliydi.
DULKADİRLİLERİN KUZEY KAPISI
Dulkadiroğulları Beyliği’nin hâkimiyet sahası yalnızca bugünkü Kahramanmaraş ve Elbistan çevresinden ibaret değildi.
Kayseri’nin doğu ve kuzeydoğusuna uzanan Zamantı havzası da Dulkadirli siyasî ve sosyal dünyasının önemli parçalarından biriydi.
Osmanlı kayıtlarında XVI. yüzyılda Zamantı’nın Dulkadirli idarî sahasının içerisinde bulunduğunu görüyoruz. Dulkadirli toprakları Osmanlı hâkimiyetine girdikten sonra Maraş ve Bozok sancakları oluşturulurken Zamantı da Maraş sancağının önemli idarî alanlarından biri olarak kaydedildi.
Daha da önemlisi, bugün Kayseri sınırları içerisinde bulunan Zamantı’nın 1563 yılı kayıtlarını ihtiva eden bölümler Maraş Mufassal Tahrir Defteri içerisinde yer almaktadır.
Refet Yinanç ve Mesut Elibüyük tarafından yayımlanan Kayseri İli Tahrir Defterleri çalışmasında da 1563 tarihli Maraş Mufassal Tahrir Defteri’nin günümüzde Kayseri sınırlarında kalan Zamantı kayıtları aktarılmıştır.
İşte 1563 yılının Zamantı’sına baktığımızda karşımıza son derece renkli bir nüfus yapısı çıkmaktadır.
Türkmen obaları…
Sipahiler…
Eşkinciler…
Zaviyeler…
Vakıf köyleri…
Müslüman ve gayrimüslim yerleşimleri…
Mezralar, yaylalar ve çiftlikler…
Başka bir ifadeyle Zamantı, XVI. yüzyılda sanıldığı gibi tenha bir dağlık bölge değil; oldukça hareketli bir insan coğrafyasıydı.
BÜNYAN’IN BUGÜNKÜ KÖYLERİNİN İZLERİ 1563’TE
1563 kayıtlarını bugün Bünyan coğrafyası açısından okuduğumuzda insanı heyecanlandıran isimlerle karşılaşıyoruz.
Karatay Sultan…
Taçın…
Samağar…
Şıvgın…
Güllüce…
Süksün…
Kölete…
Ve bugün farklı isimlerle veya farklı idarî yapılar içerisinde yaşamaya devam eden daha nice yerleşim…
Bunların bir bölümü aradan yaklaşık beş asır geçmesine rağmen adlarını büyük ölçüde korumuştur.
Ancak isimlerin korunmuş olması, nüfusun da değişmeden devam ettiği anlamına gelmez.
Asıl hikâye burada başlamaktadır.
KARATAY SULTAN KÖYÜ
Bugünkü Karatay köyü açısından 1563 kayıtları özellikle dikkat çekicidir.
Tahrir kayıtlarında köy Karatay Sultan adıyla karşımıza çıkar ve Karatay Sultan Vakfı ile bağlantılıdır.
Köyde Şeyh Piri, Şeyh Nazır, Şeyh İbrahim, Şeyh İsmail, Ebülhayr, Şeyh Ümmet, Şeyh Dursun, Şeyh İsa, Pir Galip ve daha birçok kişinin adı kayıt altına alınmıştır.
Burada önemli bir ayrıntı vardır:
Köy halkının bir bölümü vakıf statüsünden kaynaklanan birtakım vergisel imtiyazlara sahipti.
Bu durum bize Karatay’ın sıradan bir köy olmaktan öte, dinî ve vakfî bir merkezle ilişkili olduğunu gösteriyor.
Fakat bugün Karatay’da yaşayan ailelerle 1563’te isimleri geçen kişiler arasında kesintisiz bir soy bağı kurmak kolay değildir.
Çünkü önümüzdeki iki-üç yüzyıl içerisinde Zamantı coğrafyasının nüfus yapısı büyük ölçüde değişecektir.
TAÇINLILAR BEŞ ASIR ÖNCE DE BURADAYDI
Bugün Bünyan’ın önemli yerleşimlerinden biri olan Taçın’ın adına da XVI. yüzyıl kayıtlarında rastlıyoruz.
Taçın adının bir Türkmen topluluğuyla bağlantılı olduğu anlaşılıyor.
1563 kayıtlarında köyde Bayatoğulları ve Hacı Ümmetoğulları gibi ailelerden sipahiler bulunmaktadır.
Murat, Ferhat ve Bayezid gibi Bayatoğlu mensupları ile Taceddin ve Şükrullah gibi Hacı Ümmetoğlu mensupları sipahi olarak kaydedilmiştir.
Bu küçük kayıt bile bize beş yüz yıl öncesinin Taçın’ının askerî ve Türkmen karakteri hakkında önemli ipuçları vermektedir.
Fakat bugünkü Taçın nüfusunun tamamını doğrudan bu ailelere bağlamak tarihî olarak mümkün değildir.
Çünkü sonraki yüzyıllarda köye Afşin’den, Bünyan’dan ve daha başka bölgelerden yeni ailelerin geldiği anlaşılmaktadır.
SAMAĞAR’DAN SÜKSÜN’E…
Samağar da 1563 kayıtlarında karşımıza çıkan eski yerleşimlerden biridir.
Kayıtlarda köye bağlı mezralardan, üretim alanlarından ve nüfustan söz edilir.
Ancak daha sonraki yüzyıllarda köyün eski nüfusunun önemli ölçüde dağıldığı, yeni Türkmen ailelerinin bölgeye yerleştiği görülmektedir.
Benzer bir durum Süksün için de geçerlidir.
1563 kayıtlarında farklı yazılış biçimleriyle karşımıza çıkan yerleşim adlarının günümüz köyleriyle eşleştirilmesinde son derece dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü Osmanlı Türkçesindeki yazım, kâtiplerin telaffuzu ve sonraki yüzyıllardaki ses değişmeleri aynı yerleşimin birkaç farklı adla okunmasına neden olabiliyor.
Bu nedenle tarih araştırmalarında yalnızca isim benzerliğinden hareket etmek ciddi hatalara yol açabilir.
ZAMANTI BİR SİPAHİLER COĞRAFYASIYDI
1563 defterinin en çarpıcı taraflarından biri ise bölgede çok sayıda sipahi kaydına rastlanmasıdır.
Taçın’da, Güllüce’de, Kalecik’te, Hanlu’da, Beyviranı’nda, Ağcaviran’da ve daha pek çok köyde sipahiler yaşamaktadır.
Bu tesadüf değildir.
Çünkü Dulkadirli siyasî düzeninde askerî sınıfın bölgedeki ağırlığı oldukça fazlaydı.
Osmanlıların bölgeyi hâkimiyetlerine almasından sonra da bu askerî nüfus bir anda ortadan kalkmadı.
Fakat eski Dulkadirli düzeninin tasfiyesiyle birlikte bazı sipahilerin dirliklerini kaybetmesi, XVI. yüzyılın en büyük sosyal problemlerinden birini meydana getirdi.
Bu mesele bizi Kalender Çelebi İsyanı’na götürür.
KALENDER ÇELEBİ MESELESİNİ DOĞRU OKUMAK GEREKİYOR
Eski anlatılarda Kalender Çelebi hadisesi çoğu zaman yalnızca mezhep merkezli bir olay olarak ele alınmıştır.
Ancak mesele bundan daha karmaşıktır.
1526-1527’de yaşanan Kalender Çelebi hareketine birçok Türkmen topluluğu ve Dulkadirli sipahisi katılmıştır.
Dönemin Sadrazamı İbrahim Paşa’nın isyanın büyüme sebeplerini araştırdığı ve Kalender’in yanında bulunan önemli miktardaki Dulkadirli sipahisinin daha önce dirliklerinin ellerinden alınmış kişiler olduğunu tespit ettiği tarihî kaynaklarda belirtilmektedir.
İbrahim Paşa bu sipahilere eski dirliklerinin iade edileceğini bildirince önemli bir bölümünün Kalender Çelebi’den ayrılması, hareketin çözülmesinde belirleyici olmuştur.
Dolayısıyla yaşananları sadece:
“Türkmenler inançlarından dolayı ayaklandı”
şeklinde anlatmak eksiktir.
Ortada aynı zamanda çok ciddi bir toprak, geçim ve statü meselesi vardır.
PEKİ ZAMANTI NEDEN BOŞALDI?
Asıl büyük soru budur.
1563 yılında yüzlerce köy, mezra, çiftlik ve yaylanın bulunduğu bu coğrafyanın bir bölümünün XVII. ve XVIII. yüzyıllarda neden harap hâle geldiğini tek bir sebebe bağlayamayız.
Siyasî mücadeleler…
Dirlik sistemindeki değişmeler…
Celâlî hareketleri…
Uzun süren Osmanlı savaşları…
Vergi yükünün ağırlaşması…
Konargöçer toplulukların hareketleri…
Güvenlik problemleri…
Kıtlık ve ekonomik sıkıntılar…
Nüfusun başka bölgelere kayması…
Bunların tamamı Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi Zamantı’yı da etkilemiş olmalıdır.
Bu nedenle “Yavuz Sultan Selim bölgeyi boşalttı” şeklindeki tek sebebe dayalı anlatı tarihî süreci açıklamak için yeterli değildir.
Aynı şekilde bütün eski Zamantı halkının İran’a veya Azerbaycan’a göçtüğünü söylemek de bugün elimizde bulunan belgelerin taşıyabileceğinden daha kesin bir hükümdür.
Göçler olmuştur.
İran ve Safevî sahasına yönelen Türkmen toplulukları da vardır.
Ancak Zamantı’daki nüfus değişimini birkaç yüzyıla yayılan çok daha geniş bir sosyal hareketlilik içerisinde değerlendirmek gerekir.
KÖY KALDI, İNSAN DEĞİŞTİ
Zamantı tarihini belki de en güzel anlatan cümle budur:
Köy kaldı, insan değişti.
Bazı köyler tamamen terk edildi.
Bazıları birkaç nesil sonra yeniden kuruldu.
Bazılarına Maraş ve Elbistan tarafından Dulkadirli Türkmenleri geldi.
Bazılarına Avşarlar…
Bazılarına Bozulus toplulukları…
Bazılarına Karaman’dan, Kırşehir’den, Yozgat’tan, Erzurum’dan ve daha başka bölgelerden aileler yerleşti.
XIX. yüzyıla gelindiğinde Zamantı’nın insan haritası XVI. yüzyıldakinden oldukça farklılaşmıştı.
İşte 1563 tarihli Maraş Tahrir Defteri ile XIX. yüzyıl kayıtlarını yan yana koyduğumuzda bu büyük değişim açıkça görülüyor.
Ve bu durum Bünyan tarihini anlamamız açısından son derece önemlidir.
Çünkü bugün “biz bu köyün eskisiyiz” dediğimiz birçok yerde cevaplanması gereken başka bir soru vardır:
Ne kadar eski?
Yüz yıl mı?
İki yüz yıl mı?
Beş yüz yıl mı?
Yoksa köyün adı bizden çok daha mı eski?
Zamantı’nın sırları tam da burada başlıyor.
Bir sonraki yazımızda 1563’ten XIX. yüzyıla uzanacak; Karatay, Taçın, Samağar, Süksün, Kölete, Hazarşah, Ağcalı, Akmescit ve diğer Bünyan köylerinde nüfusun nasıl değiştiğini, hangi Türkmen topluluklarının gelip hangi köylere yerleştiğini tek tek ele alacağız.
Devam edecek…

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler