Ana SayfaGündemAffetmenin Gücü

Affetmenin Gücü

İnsanoğlu yüzyıllardır aynı yanılsamanın peşinde sürüklenip duruyor: Öfkeyi elde tutmayı bir güç gösterisi, içimizde büyüttüğümüz kini ise kendimizi koruyan sarsılmaz bir zırh sanıyoruz. Oysa fırtınalı bir denizde geminin yükünü hafifletmek yerine, sırf hırsımızdan o ağır taşları güvertede taşımaya devam etmek ne kadar akıl kârı? Biri canımızı yaktığında “Seni asla affetmeyeceğim” cümlesi dudaklarımızdan dökülürken, aslında karşı tarafa ceza verdiğimizi düşünürüz. Ancak gerçek çok başkadır: Affetmemek, başkasının işlediği suçun cezasını kendi ruhumuza çektirmektir.
Ruhsal bir edilgenlik ya da boyun eğiş değildir affetmek. Tam aksine, insanın kendi iç dünyasında verebileceği en zorlu, en aktif ve cesur karardır. Nefret etmek kolaydır; nefret, zihnin en kestirme savunma mekanizmasıdır ve ekstra bir çaba gerektirmez. Sizi inciten birine aynı sertlikle karşılık vermek veya o öfkeyi yıllarca bir madalya gibi göğsünüzde taşımak, en ilkel reflekslerimizden biridir. Asıl güç, fırtınanın tam ortasındayken durabilmekte, o ağır yükü yere bırakmayı seçebilmektedir. Çünkü yükü taşımak iradenin değil, alışkanlığın eseridir; onu bırakabilmek ise katıksız bir özgürleşme iradesi ister.
Affetmeyi çoğu zaman yanlış anlıyoruz. Onu unutmakla, yapılan haksızlığı onaylamakla ya da karşı tarafa “Bana tekrar zarar verebilirsin” vizesi vermekle karıştırıyoruz. Oysa affetmek, muhatabınızla ilgili bir durum bile değildir; tamamen kendinizle, kendi zihinsel özgürlüğünüzle ilgili bir tercihtir. Birini affettiğinizde o kişiyi aklamış olmazsınız, sadece onun hikâyenizdeki yıkıcı rolüne son verirsiniz. Zihninizin en kıymetli köşesinde, size zarar vermiş birine bedava konaklama hakkı tanımayı bırakırsınız.
Günün sonunda gerçek zayıflık, bir başkasının yaptığı hatanın kumandasını sizin duygularınıza teslim etmektir. Güç ise, uğradığınız zarara rağmen kendi iç barışınızı yeniden inşa edebilme yeteneğidir. İntikamın anlık ve yıkıcı tatmini, özgürlüğün getirdiği o derin ve kalıcı hafiflemenin yanından bile geçemez. Kendinize verebileceğiniz en büyük hediye, geçmişin zincirlerini kırıp geleceğe hafiflemiş adımlarla yürümektir. Ve o zincirleri kırma cesareti, yalnızca gerçekten güçlü olanların harcıdır.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler