Ana SayfaGündemErciyes'in Zirvesindeki Tanrı Kimdi?

Erciyes’in Zirvesindeki Tanrı Kimdi?

Kayserililer için Erciyes, yalnızca heybetli bir dağ değildir. Binlerce yıldır şehri seyreden sessiz bir tarih şahididir. Ancak çok az kişi bilir ki antik çağda Erciyes’in zirvesinde insanların gözünde yalnızca kar ve kayalıklar değil, kutsal bir tanrının varlığı bulunuyordu.
Roma döneminde basılan Caesarea (Kayseri) sikkelerine bakıldığında Erciyes’in tepesinde ışın tacı taşıyan genç bir tanrı görülür. Uzun yıllar bu figürün Güneş Tanrısı Helios olduğu düşünüldü. Son yıllarda yapılan araştırmalar ise daha farklı bir ihtimali gündeme getirdi.
Bugün birçok bilim insanı, bu figürün yalnızca Helios’u değil, Pers kökenli Mithras inancıyla birleşmiş bir “Helios-Mithras” tasviri olabileceğini ifade etmektedir. Çünkü Kapadokya, yüzyıllar boyunca Pers kültürü ile Grek-Roma dünyasının kesiştiği önemli bir coğrafya olmuştur.
Perslerde ateş ve güneş kutsaldı. Erciyes gibi göğe yükselen görkemli bir dağın kutsal kabul edilmesi de şaşırtıcı değildir. Antik kaynaklar Kapadokya’da ateş sunaklarının bulunduğunu, güneş kültünün bölgede güçlü biçimde yaşadığını anlatmaktadır.
İşte bu yüzden Erciyes, yalnızca bir volkan değil; aynı zamanda inançların buluştuğu bir sembol hâline gelmiştir. Roma sikkelerinde zirveye yerleştirilen tanrı figürü, belki de bu ortak kültürün en etkileyici simgesidir.
Bugün kayak yapmak için çıktığımız Erciyes’e iki bin yıl önce insanlar bambaşka gözlerle bakıyordu. Onlar için bu zirve, gökyüzüne en yakın yer; tanrıların yeryüzündeki makamıydı.
Belki de bu nedenle Erciyes, yalnızca Kayseri’nin değil, Anadolu’nun en eski kutsal dağlarından biri olarak hafızalarda yaşamaya devam ediyor.

Erciyes’in Zirvesindeki Tanrı Kimdi?

Kayseri’nin simgesi Erciyes Dağı, binlerce yıldır Anadolu’nun en görkemli zirvelerinden biri olarak insanlığa eşlik ediyor. Bugün onu kayak merkezi, doğal güzelliği ve heybetiyle tanıyoruz. Oysa yaklaşık iki bin yıl önce Erciyes’e bakan insanlar yalnızca bir dağ görmüyordu; onlar, gökyüzüyle yeryüzünü buluşturan kutsal bir mekâna bakıyorlardı.
Roma döneminde Kayseri’nin adı Caesarea idi. Bu dönemde basılan yüzlerce sikkede Erciyes, antik adıyla Argaios, ayrıntılı biçimde tasvir edilmiştir. Daha da ilginci, birçok sikkede dağın zirvesinde ışın saçan bir tanrı figürü yer alır.

Peki bu tanrı kimdi?

Uzun yıllar araştırmacılar bunun Yunan-Roma dünyasının güneş tanrısı Helios olduğunu düşündüler. Çünkü başındaki ışın tacı, Helios’un en belirgin simgesiydi. Ancak yeni araştırmalar, bu figürün tek başına Helios olmadığını; Pers kökenli Mithras inancıyla birleşmiş bir tasvir olabileceğini ortaya koymaktadır.
Mithras, Pers dünyasında doğruluğun, ışığın ve güneşin temsilcisiydi. Roma döneminde ise özellikle askerler arasında büyük saygı gören gizemli bir inanç sisteminin merkezine dönüştü. Kayseri’nin Roma lejyonları için önemli bir üs olması, Mithras kültünün burada tanınmasını kolaylaştırmış olabilir.
Kapadokya ise tarih boyunca Pers, Helen ve Roma kültürlerinin kesiştiği bir coğrafyaydı. Bu nedenle farklı inançların zamanla birbirine karışması son derece doğaldı. Bilim insanlarının “senkretizm” dediği bu kültürel birleşme sayesinde Helios ile Mithras’ın özellikleri tek bir figürde toplanmış görünmektedir.
Belki de Erciyes’in zirvesinde gördüğümüz tanrı, ne yalnızca Helios ne de yalnızca Mithras’tır. Belki de o, Anadolu’nun kültürel zenginliğinin taş üzerine işlenmiş en güzel sembollerinden biridir.
Bugün Erciyes’in eteklerinde yaşayan bizler için bu bilgiler yalnızca tarihî bir ayrıntı değildir. Çünkü bu dağ, yüzyıllardır farklı medeniyetlerin ortak hafızasında kutsallığın, ışığın ve göğe yakın olmanın simgesi olmuştur.
Gelecek hafta, Erciyes’in neden ateş kültüyle ilişkilendirildiğini, Perslerin bu dağa nasıl baktığını ve Mithras inancının Kapadokya’daki izlerini birlikte inceleyeceğiz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler