Ana SayfaGündemİYİLİK MASKELİ SÖMÜRÜ

İYİLİK MASKELİ SÖMÜRÜ

Toplumsal yardımlaşma ve dayanışma, bu toprakların en asil ruh köküdür. Ancak ne zaman ki milletimizin bu saf, hesapsız ve merhamet dolu duyguları birer kurumsal vitrin malzemesi haline getirilir, işte o zaman en büyük yozlaşma başlar. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün gerçekleştirdiği son büyük operasyon, “iyilik”, “yardımlaşma” ve “dayanışma” adı altında kurulan yapıların arkasında dönen kirli çarkları, nitelikli dolandırıcılık iddialarını ve toplanan yardımların şans oyunlarında nasıl çarçur edildiğini bir kez daha acı bir şekilde önümüze koymuştur.

Bu sarsıcı tablo, bir yazarın o zamansız ikazını akıllara getiriyor: “Halkın kendi kendine yarattığı ihtiyaçların her biri, kendi boyunlarına bağladıkları birer zincirdir.”

Biz toplum olarak kendi ellerimizle, kendi duygusal ihtiyaçlarımızla yeni kurtarıcılar, yeni ikonlar yarattıkça, aslında kendi boynumuza sömürü zincirleri bağlıyoruz. Hatırlayalım; geçmişte yaşanan o büyük deprem felaketinde, devlete yakınlığıyla bilinen bazı kurumların sergilediği yanlış politikalar ve en kritik anda battaniye satması gibi kabul edilemez hatalar, haklı olarak toplumda büyük bir infiale yol açmıştı. İşte tam o kırılma anında, toplumumuz tabiri caizse “pireye kızıp yorgan yaktı.”

Devletin resmi ve köklü kurumlarına duyulan anlık öfkeyle, “Biz daha samimiyiz, biz daha şeffafız, dünyaya iyilik getireceğiz” sloganlarıyla ortaya çıkan sivil oluşumlara hesapsızca bir destek akışı sağlandı. Öyle ki, afet döneminde AFAD gibi kamu kurumları yerine bu sivil yapılara milyarlarca liralık yardımlar aktarıldı. O gün pireye kızanlar, devletin kurumunu cezalandırdığını zannederken, aslında sömürücü yapıların ekmeğine yağ sürdüklerinin farkında değillerdi.

Bugün gelinen noktada ise elinde yine hayal kırıklığı, yine aldatılmışlık ve yine duygularıyla oynanmış devasa bir kitle kaldı. Toplanan o kutsal yardım paralarının lüks tapu devirlerine, şans oyunu hesaplarına ve şahsi servet akışlarına kurban edildiği iddiaları adalet önünde tartışılıyor.

Unutmamak gerekir ki; aklın ve mantığın bittiği yerde duygular başlar; ancak duygularının esiri olanlar, fırtınalı denizde pusulasını kaybetmiş gemilere benzer. Bir devlete, bir kuruma ya da o kurumun başındaki kişilere kızıp, devletin asli mekanizmalarını devre dışı bırakmak ve denetimsiz, kuralsız yapılara sığınmak pusulayı bütünüyle kaybetmektir. Kurumların hatası kişileri bağlar ve eleştirilir; ancak çözüm, kurumsal ciddiyeti olmayan yapılara teslim olmak değildir.

Bu operasyon, toplumsal bir uyanış için milat olmalıdır. İyilik, denetimsizliğin ve şovun gölgesinde büyüyemez. Bizler merhametimizi, yardımlaşma arzumuzu magazin figürlerinin veya sahte samimiyet maskelerinin eline teslim etmediğimiz gün, bu sömürü düzeni de bütünüyle son bulacaktır.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler