Cuma, Mayıs 1, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaGündemTARİHİN AYNASINDA BUGÜNÜ OKUMAK

TARİHİN AYNASINDA BUGÜNÜ OKUMAK

Bilindiği üzere Papa 14. Leo’nun Türkiye ziyareti, sadece diplomatik bir temas olmanın ötesine geçerek geniş bir kamuoyu tartışmasına yol açtı. Ziyaretin özellikle İznik ayağında, 1700 yıl önceki Konsil Toplantısı’nın gösterişli bir ayinle yeniden canlandırılması, pek çok kişi tarafından “sembolik bir hatırlatma” olarak okunmuştur. Sanki tarihî ve dinî fay hatları özellikle kaşınıyor, Hristiyan dünyasına yönelik mesajlar bu topraklardan yeniden servis ediliyormuş gibi bir hava oluşturulmuştur.

Oysa İznik, Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan Türk hâkimiyetinin mirasını taşıyan bir şehir… Bu nedenle burada yapılan her sembolik etkinlik, ister istemez toplumda hassasiyet uyandırmaktadır. Nitekim bugün yaşananlar da geniş bir kesimde rahatsızlık yaratmış, “Bu gösteriler neyin hazırlığı, neyin mesajı?” sorusunu gündeme taşımıştır.

Tarih bize şunu öğretmiştir:

Hristiyan âleminin lideri kabul edilen Papa, 452 yılında bir Türk komutanının önünde diz çöküp af dilemiştir. Yani bu toprakların, bu milletin hem siyasi hem de ruhani bir ağırlığı vardır. Bugün ise İznik’teki ayinin ardından etkinlik alanında düzenlenen törenler, doğal olarak birçok vatandaş tarafından “Hristiyan misyonerliği ve haçlı zihniyetinin modern bir temsili” olarak okunmaktadır. Böyle bir algının oluşması bile başlı başına bir problemdir.

Toplumun duygusal refleksi, tarihî hafızasından bağımsız değildir. Bu nedenle sorulması gereken esas soru şudur: Biz neden kendi değerlerimizde, kendi duruşumuzda dosdoğru olmakta zorlanıyoruz?

Kur’an-ı Kerim’de Hud Suresi 112. ayet şöyle der:

“Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol…”

Bu sadece bireye değil, topluma ve yönetime verilen bir uyarıdır: Duruş net olacak, ölçü şaşmayacak.

Maide Suresi 51. ayet ise ikaz niteliğindedir:

“Ey iman edenler! Yahudi ve Hristiyanları dost ve sırdaş edinmeyin…”
Bu ayet bir nefret çağrısı değildir; güç dengesi, strateji ve dikkat çağrısıdır. İnanç çizgisinin bulanıklaşmaması gerektiğini hatırlatır.

Bugün bu topraklarda yüzyıllardır gözü olan Bizans bakiyelerinin, semboller ve ayinler üzerinden yeniden sahne alması elbette ki milletimizi tedirgin eder. Bu tedirginliği dile getirmek bir ayrıştırma değil; tarihsel hafızayı diri tutma çabasıdır.

Fakat bu noktada başka bir gerçeği de söylemezsek eksik kalır: Papa gibi yaşamaya özenenlerin, Papa’nın ziyaretini eleştirmeye kalkması da büyük bir çelişkidir. Değerlerinden uzaklaşanlar, değerlerini savunamaz. Bir millet kendi kimliğini ne kadar korursa, dışarıdan gelen rüzgârlara o kadar sağlam durur.

Sonuç olarak…

Tarihin bize defalarca hatırlattığı şey şudur: Kendi değerine sahip çıkmayan toplum, başkasının sahnesinde figüran olmaya mahkûm olur.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler