Ana SayfaKategorisizÇayın Yanına Koymadığımız Şeyler

Çayın Yanına Koymadığımız Şeyler

Eskiden çay demlendi mi evin havası değişirdi. Mutfaktan gelen ince belli bardakların sesi, tabağa bırakılan birkaç bisküvi, komşudan ödünç alınan bir tabak kek… Kimsenin sofrası çok zengin değildi belki ama çayın yanına mutlaka paylaşacak bir şey bulunurdu. Bazen bir dilim kek, bazen bir avuç leblebi, bazen de sadece içten bir sohbet…

Şimdi çayımız da var, bardağımız da, hatta çeşit çeşit ikramımız da. Eksik olan başka bir şey. Bir fincan kahvenin fotoğrafını paylaşacak kadar vaktimiz var ama karşımızdaki insanı dinleyecek birkaç dakikamız yok. Aynı masada oturuyor, aynı çayı içiyor ama birbirimizin gözlerine bakmadan kalkıp gidiyoruz.

Eskiden çayın yanına bir tabak konurdu, ardından bir sandalye çekilirdi. Gelen misafire önce hâli hatırı sorulur, sonra çay tazelenirdi. Şimdi davetler takvimlere, sohbetler mesajlara, dostluklar birkaç kelimelik kutlamalara sığdı. Birbirimize ne ikram edeceğimizi düşünüyoruz da birbirimize ne kadar zaman ayırdığımızı pek düşünmüyoruz.

Oysa bazı insanların çayın yanında şekere değil, anlaşılmaya ihtiyacı var. Bazıları bir dilim pastadan çok, anlatacaklarını bölmeden dinleyecek birini arıyor. Kimi yalnızlığını belli etmemek için çayını tazeliyor, kimi de telefonuna bakarak geçmesini bekliyor akşamın.

Belki de sofralarımızdan eksilen şey yiyecek değil, birbirimize ayırdığımız incelik. Çünkü çayın tadını değiştiren bazen içine atılan şeker değil, karşısındaki insanın kurduğu tek bir güzel cümledir.

Bir dahaki sefere çay demlerken masaya yalnızca bardakları ve ikramlıkları koymayalım. Biraz sabır, biraz anlayış, biraz da içtenlik bırakalım.

Çünkü bazı sofralarda çayın demi yerindedir ama insanın insana olan hatırı çoktan soğumuştur.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler