Pazar, Temmuz 5, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaGündemKAYSERİSPOR’UN YENİ ENKAZLARI!..

KAYSERİSPOR’UN YENİ ENKAZLARI!..

Yönetilebilir olmanın yolu, popülist adımlardan değil; sürdürebilir akıldan geçer. Dolayısıyla;

Yönetilebilir Kulüpler alkışla değil, akılla ayakta kalır. 

Kayserispor’un nereden nerelere geldiğini artık herkes biliyor. 

Dünlerden gelen enkazların bugün süpürülebilir hale gelmesi kat edilen mesafeyi, yarınlara dair kurulacak hayallerin ise minikte olsa sinyallerini veriyor bize.  

***

Kongrede havada uçuşan rakamların, çığ gibi görünen meblağların aynı kongrede  kürsüye çıkan bir vekilin masaya vurduğu yumrukla kar topuna, ardından kar tanesine dönüşmesi bugün de yarın da asla unutulmamalı… Sivasspor’un “350 milyon borcu var” diye başkan bulunamazken Kayserispor’un bir anda 650 milyon borcunun silinmesi göz ardı edilmemeli…

Daha düne kadar tahtaların açılması için 23 milyon Euroların temini için çoğu kez kapıların kapandığı bir sürecin sonunda yükü yük olmaktan çıkartıp çerez haline getirenlerden alınan emanete kim olursa olsun artık iyi bakmak zorundadır. 

***

Bugün tahtanın açılması için temin edilecek rakamın 500 küsür bin Euro seviyesine inmiş olması alkış, yeni sezonla ilgili havada uçuşan rakamların büyüklüğü ise bir bakış ötesinde endişedir.

***

Kayserispor’un 60. Yıl kutlama programı sonrasında işin alkışlanacak tarafını da tenkit tarafını da hem köşemde, hem de ekranda paylaştıktan sonra “neler oluyor?” diye de hem tartalım, hem de süreci tartışalım istedim… 

Başta söyledim yönetilebilir olmanın yolu sürdürülebilir akıldan geçer. 

Ali Çamlı  Başkanın günü kurtarma hamleleri için,  temin noktasında ciddi mesai harcadığını biliyorum. 

Ancak hocaya, hacıya verilen rakamları duyunca, sözleşmelerde yazan rakamları görünce bu işte bir yanlış mı var? sorusunu da sormak istiyorum… 

***

Atilla Gerin’in Kayserispor’a gelişine en çok şaşıranlardan, aynı zamanda eleştirenlerden birisiyim… 

Eyüp’ü ligde bırakmış!.. Olabilir… 

Eyüpspor isterse şampiyonlar liginde oynasın, Kayserisporla Eyüpspor’u aynı kefeye kimse koyamaz. 

Kaldı ki bu adamın birinci adam olarak Eyüpspor’da çalıştığı süre de Ocak’tan Mayıs’a kadar olan bölüm… Kariyerinde bugüne kadar hep yardımcı antrenör olarak görev yapan bir adamın böylesi bir dönemde Kayserispor’a kurtarıcı olarak getirilmesini doğru bulmuyorum…  

Daha ötesi sözleşme şartlarının da ağır olduğunun altını çiziyorum. Adam 35 milyona “peki” diyor, 10 milyonu peşin almadan da görüşme odasından çıkmıyor. 

Bir kez daha söylüyorum bu adamın kariyerini söyledim… 

Hangi çamda kertiğinin olduğunu sorup;

“hayırdır bizim bilmediğimiz bir özelliği mi var, eti budu ne ki bu adama bu parayı verdiniz? ”dedim. 

***

  1. Lig kulüplerinde görev yapan hocaların ortalamalarına bir bakın, bu adamınki onlara göre zirvenin zirvesi… 

Sözleşmesinde “Seyit İçgül’ün arkadaşı olması ayrılacaktır!” şeklinde ilave bir madde varsa ona bir şey diyemem ama verilen rakamda, getirilmesi de bana göre yanlıştır.  

Daha önce söyledim yineliyorum; sözleşmesi 1+1 yıllıkmış, bana göre 1+1 aylıktan öteye gitmez.

Umarım yanılan da ben olurum.  

Kayserispor bugün isimlere değil, icraata yatırım yapmak zorundadır. 

Bir teknik adamın geçmişi, aldığı ücretle doğru orantılı değilse bunun hesabını da kamuoyuna vermek yönetime düşer.  

***

Bakın hocanın sözleşmesinden farksız bu kez bir sporcudan söz edeyim sizlere… 

Kaleci Gökhan Değirmenci… 

Yıllar yıllar önce Kayserispor ve Erciyesspor’da forma giymiş kaleci Gökhan Değirmenci… 

O günlerini de yakından bilirim Gökhan Değirmenci’nin…

Ona verilen rakamda hocasına verilenden farksız… 

Samsunspor’a giden Bilal’in 5.5 milyon, evde kalan kaleci Onurcan Piri’nin 9 milyon aldığı bir kulüpte Kaleci Gökhan Değirmenci’ye neden 22 milyon verilir biri bana anlatsın…  

Bilmediğimiz bir özelliği mi var bu arkadaşın? 

Havada üç dakika asılı mı kalıyor? 

Gol yemiyor da gol mü atıyor? 

Ne özelliği var da bu kadar  para veriliyor?

Bir kez daha söylüyorum burası Süper Lig değil, Kayserispor yeni sezonda 1. Ligde mücadele edecek, gelecekler de nereden gelirse gelsin bu lige göre, bu takımın dengelerine göre gelecek ya da getirilecek. 

“Süper Ligde rahatsa gelmeseydi” diyeceğim ama 37 yaşındaki bir kaleci orada alamayacağı parayı burada alacaksa, giyemeyeceği formayı burada giyecekse onun için ligin ne önemi var!

***

Şimdi buradan kocaman bir parantez de şehrin evladına açalım…

Sözde bu işin uzmanı sensin Seyit İçgül! 

Süper Lig’in ortalaması ile bir alt ligin ortalamasını gözetecek de sensin…  

Seyit İçgül, Kayserispor’a gelmeden önce bireysel manada yaptığı görevi askıya aldı, sportif direktör olarak göreve başladı. Bunun gereği de havada uçuşan rakamları kontrol altında tutup minimize etmektir, bol kepçe dağıtılacaksa böyle bir birime de, o birimin başına Seyit İçgül’ü de başkasını da getirmeye gerek yoktur!

Bakın arkadaşlar daha dün bir bugün iki… 

Hem teknik kadrodan, hem de futbolcu kadrosundan örnek verdim, ikisinde de yanlışlar var… 

Lig başladıktan sonra 3 yanlışımız bir doğruyu götürürse toparlaması zor olur, işin içinden çıkamayız. Daha şimdiden iki hamlede iki yanlışımız var.

10 milyon peşini hocaya veriyoruz, sözleşmesi devam eden futbolcunun sözleşmesinin haklı nedenden fesih olmasına engel olmuyoruz. 

Furkan Soyalp’in, Arif’in sözleşmesi tek taraflı fesh oluyor. 

Evladımız Arif’e çok görülen para ne kadar biliyor musunuz? 

Bir buçuk milyon, Furkan’ın ki ise 4 milyon… 

Bu adamlar Süper Ligde oynayan ve bildiğin adamlar. 

Yani hocaya 10, Gökhan’a 5 peşin vereceğinize bu dengeleri neden gözetmediniz? 

Açın bakın kulübün defterlerine son dönemlerde gelene peşinat verilmiş mi?

***

Bunlar yarınların yeni enkazları değil mi peki? 

Bu kulüp milyon euroluk enkazları temizlemek için yıllarını harcadı. 

Bugün aynı savurganlığın farklı isimlerle yeniden sahneye konulmasına kimsenin sessiz kalmasını beklemeyin. 

Çünkü Kayserispor’un ihtiyacı büyük maaşlar değil, büyük akıl, mali disiplin ve hesap verilebilir bir yönetimdir. 

Eğer daha sezon başlamadan Süper Lig bütçesiyle 1. Lig kadrosu kuruluyorsa, yarın “paramız yok! demeye kimsenin hakkı olamaz. 

Yönetmek; para harcamak değildir. 

Yönetmek, harcanacak her kuruşun hesabını verebilmektir. 

Bugün alkış bekleyenler yarın bu faturanın da sorumluluğunu üstlenmek zorundadır.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler