Cumartesi, Haziran 13, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaKategorisizHekim Haklı Olsa Bile Neden Tazminat Ödeyebilir?

Hekim Haklı Olsa Bile Neden Tazminat Ödeyebilir?

Hekim tıbben doğru tedavi yaklaşımında bulunduğu taktirde komplikasyon gelişmiş olsa dahi artık hukuki sorumluluğun söz konusu olmayacağına inanılmaktadır. Oysa hukuki açıdan incelendiğinde her zaman yalnızca sonuca bakmanın yeterli olmadığını görülmektedir. Bazen tedavi sürecinde açık bir tıbbi hata bulunmasa bile, hastanın karar verme hakkına yeterince saygı gösterilmemesi tazminat sorumluluğu doğurabilir.

Danıştay’ın yakın tarihli bir kararı da tam olarak bu noktaya dikkat çekmektedir.

Karara konu olayda, gebelik takibi sırasında bebeğin tahmini ağırlığının makrozomi sınırına oldukça yakın olmasına rağmen bu durumun doğurabileceği risklerin aile ile yeterince tartışılmadığı, doğum sonrasında ise brakial pleksus yaralanması geliştiği belirtilmiştir.

İlk bakışta birçok kişi davanın, bebeğin kilosunun doğru tahmin edilememesinden kaynaklandığını düşünebilir. Buda kendi başına bir kusur incelemesine konu olabilecektir. Ancak ilgili karar dikkatli incelendiğinde Danıştay’ın asıl üzerinde durduğu hususun farklı olduğu görülmektedir.

Mahkemenin odaklandığı konu, bebeğin kaç gram olduğundan çok; ölçümde karşılaşılabilecek hata payı ve bunun sebep olabileceği risklerin aile ile yeterince paylaşılıp paylaşılmadığıdır.

Dosyada, tahmini fetal ağırlığın sınır değerlere yakın olması nedeniyle normal doğum ve sezaryen seçeneklerinin risk ve yararlarının aile ile ayrıntılı şekilde değerlendirildiğini gösteren yeterli bir aydınlatılmış onam sürecinin ortaya konulamadığı belirtilmiştir. Danıştay da bu nedenle manevi tazminat verilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.

Bu karar yazılarımda sürekli vurguladığım aydınlatılmış onam konusunun önemini yeniden hatırlatması açısından önemlidir.

Aydınlatılmış onam, yalnızca bir formun imzalatılmasından ibaret değildir. Hastanın karşılaşabileceği riskleri anlayabilmesi, alternatif tedavi seçenekleri hakkında bilgi sahibi olması ve tüm bu bilgiler ışığında kendi kararını verebilmesi gerekir.

Bu durum özellikle kadın hastalıkları ve doğum alanında daha da önemlidir. Çünkü gebelik takibinde verilen kararlar yalnızca tıbbi değerlendirmelerden ibaret değildir. Aynı zamanda anne adayının kendi bedeni ve bebeği hakkında bilinçli bir tercih yapabilme hakkını da ilgilendirir.

Danıştay’ın bu kararı aynı zamanda bir başka gerçeği de hatırlatmaktadır: Her komplikasyon malpraktis değildir. Ancak komplikasyon ile aydınlatma yükümlülüğü birbirinden farklı kavramlardır. Bir komplikasyon kaçınılmaz olabilir; fakat hasta bu risk konusunda yeterince bilgilendirilmemişse hukuki sorumluluk yine de doğabilir.

Sonuç olarak sağlık hukukunda bazen tartışılan konu, yapılan tedavinin doğruluğu değil; hastanın karar verme hakkına ne ölçüde saygı gösterildiğidir. Danıştay’ın bu kararı da göstermektedir ki, bazı durumlarda yalnızca aydınlatma yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi dahi tazminat için yeterli olabilmektedir. Çünkü sağlık hizmetinde önemli olan yalnızca doğru kararı vermek değil, hastanın o karara bilinçli şekilde katılmasını sağlamaktır.


Kayseri Gün sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler

Kayseri Gün sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin