Çarşamba, Haziran 17, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaGündemGardıroplar Dolusu Yalnızlık

Gardıroplar Dolusu Yalnızlık

Modern zamanların en büyük paradoksu bu belki de: Kapakları zor kapanan gardıroplar, raflardan taşan eşyalar, etiketleri bile sökülmemiş kıyafetler… Ve tüm bu kalabalığın karşısına geçip, derin bir iç çekerek söylediğimiz o meşhur cümle: “Giyecek hiçbir şeyim yok!”
Aslında hepimiz biliyoruz; o gardıropların karşısında bıkkınlıkla dikilirken eksikliğini hissettiğimiz şey bir kumaş parçası değil. Biz, kapitalizmin o ışıltılı vitrinlerde bize fısıldadığı illüzyona kapılıyoruz. Çünkü modern dünya artık bize sadece nesneleri satmıyor; statüyü, takdiri, aidiyeti ve en çok da “anlık mutluluğu” pazarlıyor.
Bir tıkla kapımıza gelen her kargo kutusunda, indirim günlerinde izdihamla daldığımız her mağazada aslında hep aynı şeyi arıyoruz: İçimizdeki o doldurulamayan boşluk hissini yamayacak bir şeyler. Bir gömlek alıyoruz, bir saat, bir ayakkabı daha… Satın aldığımız an yükselen o dopamin dalgası, birkaç saat sonra yerini yine aynı sıradanlığa bırakıyor. Eşyalarla kurduğumuz bağ güçlendikçe; insanla, doğayla ve en acısı da kendimizle kurduğumuz bağ zayıflıyor.
Bakın etrafınıza; eşyalarımız çoğaldıkça onlara köleliğimiz de artıyor. Onları temizlemek, düzenlemek, korumak ve daha geniş evlerde saklamak için daha çok çalışıyor, daha çok yoruluyoruz. İnsana, dosta, samimi bir sohbete ayıracak vaktimiz kalmıyor. Poşetler dolusu alışveriş yapıp evlerimize döndüğümüzde, o tıklım tıklım odalarda yine yapayalnız kalıyoruz. Nesnelerin sahte kalabalığı, ruhumuzun üşümesini engellemeye yetmiyor.
Belki de artık durup kendimize şu soruyu sorma vaktimiz gelmiştir: Eşyaların esiri miyiz, yoksa efendisi mi?
Gardıropları hafifletmenin, hayatı sadeleştirmenin yolu vitrinlere bakmaktan değil, ruhumuzun hangi köşesinin yalnızlıktan üşüdüğünü bulmaktan geçiyor. Azalırken çoğalmayı, hafifledikçe özgürleşmeyi öğrenmek zorundayız. Çünkü günün sonunda, sırtımızdaki kumaşlar bizi sadece soğuktan korur; bizi hayatta tutan ve ısıtan şey ise geride bıraktığımız izlerdir.
Sahi…
Siz en son ne zaman gardırobunuza yeni bir kıyafet eklemeyi değil de, hayatınıza unutulmaz bir anı biriktirmeyi denediniz? Satın aldığımız o son şey, içimizdeki yalnızlığı gerçekten iyileştirdi mi, yoksa bizi sadece bir sonraki alışverişe kadar uyuşturdu mu?
Gelin, bugün o gardıropların kapaklarını kapatıp kendi içimize bakalım. Çünkü ruhun açlığı, dünyanın bütün mağazalarını satın alsanız da geçmez. Dünyayı heybelerimizi doldurarak değil, ruhumuzu hafifleterek güzelleştireceğiz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler