Perşembe, Nisan 16, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaGündemEtik Kurulda Yer Almak Yazarlık İçin Yeterli mi?

Etik Kurulda Yer Almak Yazarlık İçin Yeterli mi?

Akademik çalışmalarda etik ihlaller denildiğinde çoğu zaman intihal akla gelir. Oysa uygulamada etik kurul onayı ile yazarlık hakkının birbirine karıştırılmasından kaynaklanan pek çok uyuşmazlıkla da karşılaşılmaktadır. Özellikle çok yazarlı çalışmalarda şu sorular sıkça gündeme gelir: Etik kurulda adı geçen herkes makalede yazar olmak zorunda mıdır? Etik kurulda adı olmayan biri yazar olabilir mi?

Bu soruların cevabı nettir; ancak pratikte çoğu zaman yanlış uygulanmaktadır.

Öncelikle etik kurul onayının neyi ifade ettiğini doğru tanımlamak gerekir. Etik kurul, bir çalışmanın etik ilkelere uygun biçimde yürütülüp yürütülmediğini denetler. Araştırmanın yöntemi, katılımcı hakları, gizlilik, gönüllülük ve zarar–yarar dengesi gibi hususlar etik kurulun inceleme alanına girer. Etik kurul, yazarlık düzeniyle ilgilenmez. Bu nedenle etik kurul onayı, tek başına bir yazarlık hakkı doğurmaz.

Buradan şu sonuca varmak gerekir: Etik kurulda adı bulunan kişiler, sırf bu nedenle makalede yazar olmak zorunda değildir. Aynı şekilde etik kurulda adı bulunmayan kişiler de, çalışmaya gerekli akademik katkıyı sağlamışlarsa yazar olabilir. Çünkü yazarlık hakkı, etik kuruldan bağımsız bir konudur.

Yazarlık hakkının ölçütleri ise uluslararası akademik etik kurallarıyla açıkça belirlenmiştir. Bir kişinin yazar sayılabilmesi için; çalışmanın tasarımı, veri toplama, veri analizi, sonuçların yorumlanması, makalenin yazımı ve bilimsel içerik açısından gözden geçirilmesi gibi temel aşamaların tamamında aktif ve nitelikli katkı sunmuş olması gerekir. Ancak yalnızca idari görev almak, etik kurulda bulunmak ya da çalışmaya dolaylı destek vermek yazarlık için yeterli değildir.

Uygulamada sıkça sorulan bir başka soru da şudur: Etik kurulda adı bulunan ancak çalışmaya fiilen katkı sunmamış bir kişiden, makalede adının yer almaması için feragatname alınması gerekir mi? Hayır, gerekmez. Çünkü yazarlık, feragatle vazgeçilen bir hak değil; katkı ile kazanılan bir haktır. Katkısı olmayan bir kişinin zaten yazarlık hakkı doğmamıştır.

Bu yaklaşım, yalnızca etik kurallarla değil, yargı kararlarıyla da desteklenmektedir. Yargı, yazarlık iddialarında “etik kurulda yer alma”yı tek başına yeterli görmemekte; somut ve ispatlanabilir akademik katkıyı aramaktadır. Çalışmaya fiili katkısı ortaya konulamayan yazarlık taleplerinin, etik ihlal iddiası olarak kabul edilmediğine ilişkin kararlar mevcuttur.

Bu nedenle pratikte sıkça karşılaşılan “feragat yazısı alalım” yaklaşımı hem uygulanabilir değildir hem de gereksiz uyuşmazlıklara yol açar. Doğru olan, katkısı olmayan kişinin adını çalışmaya yazmamaktır. Eğer bu kişi daha sonra adının çalışmada yer alması gerektiğini iddia ederse, katkısını ispat yükü kendisine aittir.

Sonuç olarak etik kurul onayı ile yazarlık hakkı birbirine karıştırılmamalıdır. Etik kurul, çalışmanın etik çerçevesini denetler; yazarlık ise bilimsel üretime yapılan katkıyla ilgilidir. Bu ayrım yapılmadığı için bilimsel çalışmalar gereksiz etik tartışmaların konusu hâline gelmektedir.

Önümüzdeki hafta, akademik hayatta sık tartışılan sorulardan birini daha ele alacağım:

“Akademik danışman, makalede otomatik olarak yazar olmak zorunda mıdır?”

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler