Pazartesi, Ocak 12, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaGündemÖzel Hastane Acil Servislerinde Ücret İstenebilir mi?

Özel Hastane Acil Servislerinde Ücret İstenebilir mi?

Acil servise başvuran bir hasta için en temel beklenti önce sağlıktır. Ne var ki uygulamada, özellikle özel hastanelerde acil servise başvuran hastaların ciddi bir kısmı, tedavi sürecinin sonunda beklemedikleri faturalarla karşı karşıya kalmaktadır. Peki hukuk bu konuda ne diyor? Acil serviste gerçekten ücret istenebilir mi?

Şiddetli karın ağrısı ile gece saatlerinde acil servise başvuran bir hasta düşünelim. Yapılan tetkikler sonucunda akut apandisit şüphesiyle değerlendirmeye alınan bu hastaya, durumunun acil olduğu, ameliyat edilmezse hayati risk doğabileceği söyleniyor. Hasta, maddi imkânları nedeniyle devlet hastanesine sevk edilmek istediğini belirtiyor; ancak kendisine “acil vaka kapsamında olduğu ve ücret alınmayacağı” ifade edilerek yatışı yapılıyor. Ne var ki, taburcu aşamasında hastadan on binlerce liralık bir bedel tahsil ediliyor.

Bu noktada temel soru şudur: Acil bir sağlık hizmeti karşılığında hastadan ücret alınabilir mi?

Mevzuat bu konuda oldukça nettir. Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği’ne göre, yeşil alan muayeneleri dışında kalan acil sağlık hizmetlerinden ilave ücret alınamaz. Daha basit bir ifadeyle; hastanın tıbbi durumu acilse, bu hizmet karşılığında hastadan ücret talep edilemez.

Peki “acil” ne demektir? Hukuki ve tıbbi anlamda acil durum; hastanın hayatının tehlikede olduğu ya da müdahalenin gecikmesi hâlinde ciddi ve kalıcı zararların ortaya çıkmasının kuvvetle muhtemel olduğu halleri ifade eder. Apandisit gibi zamanında müdahale edilmediğinde hayati risk doğuran tablolar da bu nedenle açıkça acil durum kapsamındadır.

Uygulamada yaşanan sorunlardan biri, acil serviste yapılan ilk değerlendirme, yani triaj uygulamasının hatalı ya da güncellenmeden kullanılmasıdır. Triaj, acil servise gelen hastaların durumuna bakılarak “gerçekten acil mi, bekleyebilir mi?” şeklinde sınıflandırılması anlamına gelir. Bu değerlendirme, hastanın durumuna göre değişebilir ve sabit değildir.

Ne var ki uygulamada, hasta ilk başvuruda yanlışlıkla “yeşil alan” yani acil olmayan hasta olarak kaydedildiğinde, sonradan durumunun ağırlaştığı veya baştan beri acil olduğu ortaya çıksa bile bu kayıt çoğu zaman düzeltilmemektedir. Bunun sonucu olarak da, acil sağlık hizmeti alan hastalardan ücret talep edilebilmektedir. Oysa triaj, bir etiket değil; hastanın klinik durumuna göre sürekli gözden geçirilmesi ve güncellenmesi gereken tıbbi bir değerlendirmedir.

Bir diğer önemli mesele de, hastaların acil durumda iken imzaladıkları belgelerin hukuki değeridir. Ağrı içinde, korku ve panik hâlindeyken atılan imzalar, çoğu zaman “özgür iradeye dayalı rıza” olarak kabul edilemez. Hukuk, acil bir durumda hastanın önüne konulan “ücret kabul formu”nu, her koşulda geçerli saymaz.

Acil sağlık hizmetleri, ticari bir faaliyet alanı değildir. Bu nedenle acil serviste sunulan hizmetin gerçekten acil olup olmadığı, yalnızca hastanenin değil, tıbbi verilerin ve belgelerin ışığında değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak şunu net biçimde söylemek gerekir: Acil serviste ücret talep edilip edilemeyeceği, hastanenin türüne değil; hastanın tıbbi durumuna bağlıdır. Sağlık hukuku da tam olarak bu noktada devreye girer ve hastayı koruyan bir çerçeve çizer.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler