Pazartesi, Mart 2, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaYaşamKendinden Vazgeçmeden "Biz" Olmak

Kendinden Vazgeçmeden “Biz” Olmak

İnsan, kalbinin kendi göğüs kafesine sığmayıp bir başka bedende can bulacağını, o ilk nefesi duyana kadar asla tam olarak bilemiyor. O an anlarsınız ki annelik; bir kitapta okunan tarif değil, kalbinizin vücudunuzun dışında, bir başka bedende atmasına izin verdiğiniz o sarsıcı mucizedir. Çoğu zaman bir “vazgeçiş” hikayesi gibi anlatılır bu yolculuk; uykudan, hayallerden, hatta aynadaki o eski tanıdık yüzden vazgeçmek gibi… Oysa annelik, bir kadının dünyadan el çekmesi değil; aksine bir kalp atışıyla binlerce evrene dokunması, ruhunun kıyılarını hiç bilmediği bir sonsuzluğa kadar büyütmesidir.
Bir çocukla beraber, unuttuğumuz o en saf dünyayı yeniden keşfederiz. Bir karıncanın yolculuğunu dakikalarca izlemenin sabrını, uykusuzluğun en yorgun anında bile şefkatin nasıl bir nöbetçi gibi ayakta kaldığını ve tek bir gülümsemenin hayatın tüm yükünü bir anda nasıl silebildiğini iliklerimize kadar hissederiz. Sevgi, artık sadece dudaklardan dökülen bir kelime olmaktan çıkar; sarsılmaz bir kale, bitmeyen bir dua ve sonu görünmeyen bir umut denizine dönüşür. Onun minicik parmakları elinize dolandığında, aslında hayatın tüm o karmaşık anlamının o küçük avuç içine sığabildiğini görmek, insanı sarsan en duru gerçektir.
Fakat bu devasa sevgi denizinde dalgalara kapılıp kendi kıyılarımızı unutmamak, bu yolculuğun en hüzünlü ama en asil dengesidir. Kendi ismimizi o kutsal sıfatın gölgesinde bırakmak yerine, o sıfatı kendi ışığımızla parlatmalıyız. Çünkü bir çocuk sadece “bakılan” bir varlık değil, annesinin ruhunu okuyan en sadık izleyicidir. O, annesinin gözlerinde sadece kendisine duyulan aşkı değil, annesinin hayata ve kendi benliğine duyduğu o tutkulu sadakati de görmelidir. Gerçek denge; evladı uyurken onun huzuruyla beslenmek, o uyandığında ise kendi hayallerini söndürmeden ona yol göstermektir. Kendi şarkısını söylemekten vazgeçmeyen bir anne, çocuğuna sadece yürümeyi değil, hayatın fırtınaları arasında kendi ritmiyle dans edebilmeyi de öğretir.
Annelik, bir kadının yeniden doğuş senfonisidir. Kendi ruhunu ihmal etmeden, bir başka ruhu şefkatle ilmek ilmek işlemek, yeryüzündeki en zor ama en muazzam sanattır. Unutmamalıyız ki; bir çocuk için dünyanın en güvenli limanı, kendi mutluluğunu inşa edebilmiş, hayatın içinde kendi rengiyle dimdik duran bir kadının gölgesidir. Biz kendimiz kalabildiğimiz sürece, onlara sunduğumuz o sevgi pınarı asla kurumayacak; biz gülümsedikçe, onların dünyası çok daha aydınlık kalacaktır.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler