Pazartesi, Ocak 12, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaGündemÖzdemir: "Türkiye Büyük Bir Küresel Güç Olmak Zorunda"

Özdemir: “Türkiye Büyük Bir Küresel Güç Olmak Zorunda”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler ışığında, Türkiye'nin bölgesinde büyük bir küresel güç olmak zorunda olduğunu söyledi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmekte olan Dışişleri Bakanlığı’nın 2024 yılı kesin hesabı ve 2026 yılı bütçesi üzerine MHP grubu adına söz alan MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, Türkiye’nin jeopolitik konumu nedeniyle bölgesinde güçlü ve lider bir ülke konumuna gelmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin, tüm insanlık için kalıcı alternatifler geliştirmesinin ve bölgesinde küresel bir güç olmasının kaçınılmaz hale geldiğine değinen Özdemir, ülkeyi sözü geçen, saygı duyulan ve varlığı aranılan bir vasfa eriştirmenin şart olduğunu ifade etti.

ABD ve İsrail’in Asıl Hedefi Türkiye

ABD’nin Ortadoğu’da önceliğinin İsrail olduğunu söyleyen Özdemir, İsrail’in de Suriye’nin bölünmesini istediğini, tüm stratejisini bu anlayış üzerine kurguladığını dile getirdi. Bu anlamda Türkiye’nin dış politikada önceliğinin Suriye olduğunun altınız çizen ve nihai hedefin Türkiye olduğuna dikkat çeken  Milletvekili Özdemir; “ABD’nin, Suriye konusundaki genel stratejisi Suriye’nin bölünmesi üzerine kuruludur. ABD’nin Ortadoğu’daki önceliği İsrail’dir. Ancak bilinmelidir ki asıl hedef, Türkiye’dir” dedi. ……………………………………………………………………………………………………………………………………….

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler ışığında, Türkiye’nin bölgesinde büyük bir küresel güç olmak zorunda olduğunu söyledi. Özdemir, Dışişleri Bakanlığı’nın 2024 yılı kesin hesabı ve 2026 yılı bütçesi üzerine MHP grubu adına yaptığı konuşmasında, “ABD’nin Ortadoğu’daki önceliği İsrail’dir. Bu gerçeğin değişmesi için ABD’nin yıkılması, yerine başka ilkeler ve anayasa ile bir diğer devletin kurulması hali belki etkili olabilecektir” dedi.

İklim Krizinin Yıkıcı Etkileri Görülmeye Başladı

İklim krizinin etkilerinin somut şekilde göstermeye başladığı bir yılın geride kaldığını söyleyen Özdemir, “Ülkeler arası savaş ve çatışmaların yaşandığı, gümrük tarifeleri ile karşılıklı uygulanan vergilendirmeler neticesinde rekabetin daha da arttığı, iklim krizinin etkilerini somut ve yıkıcı şekilde göstermeye başladığı bir yılı geride bıraktık. Barış arayışlarından ziyade ülkelerin çıkar ve menfaatlerini çok daha keskin vaziyette ön plana çıkardığı 2025 yılı, daha şimdiden 2026 ve sonraki dönemler için küresel gerginliğin düşünülenden ileri seviyeye taşınabileceğini göstermiştir” dedi.

Dünyada Kutuplaşma Giderek Artıyor

NATO üyesi ülkelerle Rusya arasında var olan kutuplaşma, Ortadoğu’da İsrail ile İslam ülkeleri arasında yaşanan restleşme ve çatışmalarla bu kutuplaşmaların giderek derinleştiğini belirten Özdemir, şunları kaydetti;

“Uzak Doğu’da Çin ile ABD ve QUAD adı verilen müttefikleri arasındaki gerginlikler mevcut durumda iken dünyanın bölünmüş kamplarının nereler olduğunu açığa çıkarmıştır. Kafkasya ve Afrika kıtası istikrarını ararken, Güney Amerika sahasına askeri müdahale arayışları başlamış, ASEAN bölgesi yeni cazibelerle yeni yüzyıla giriş yapmaktadır. Bütün bu gerginliklerin ortasında gri bölge olarak adlandırılan, bir başka deyişle arada kalan ülkelerin sayısı ise azalmakta, kutuplar nezdindeki saflaşmalar belirginleşmektedir”

Askeri ve Siyasi Alanda Caydırıcılığımızı Artırmalıyız

Türkiye’nin bölgesinde askeri ve siyasi alanda caydırıcılığını artırması gerektiğine değinen Özdemir, sözlerine şöyle devam etti:

“Tarih ve siyaset biliminin bize sunduğu gerçeklik, bu derecede yoğun bir silahlanmanın, mutlaka yıkıcı bir iklimi eninde sonunda vasat kılacağıdır. İşte Türkiye olarak, buna hazırlıklı olmamız gerekir. Caydırıcılık seviyemizi en üst seviyeye çıkarırken, savunma açığımız hangi alanda varsa bu sahaları acilen kapalı ve kimseye ihtiyacımız olmadan kendi kendimize yetecek hale getirmemiz elzemdir. Devlet felsefemizde hayat bulmuş olan ‘Hazır ol cenge ister isen sulh-u salah’ sözünün çok daha anlamlı olduğu bir döneme girdiğimiz açıktır. Bu sebeple bir yandan Türkiye’yi olası kriz ve savaş ikliminden uzak tutmak, diğer yandan çok yönlü diplomatik çalışmalarımızla her kesim nazarında sözü geçen, saygı duyulan ve varlığı aranılan bir vasfa eriştirebilmemiz lazımdır”

İsrail ve ABD’nin Asıl Hedefi Türkiye’dir

ABD’nin Ortadoğu’da önceliğinin İsrail olduğunu, nihai hedefin ise Türkiye olduğunu vurgulayan Özdemir;

 “Dış politikamızı ilgilendiren öncelikli ve yüksek seviyeli olan alan şüphesiz ki Suriye’dir. Bu ülkede başlayan iç savaşın en ciddi ve yıkıcı etkilerini yaşamış olan ülke kuşku yoktur ki Türkiye’dir. ABD’nin, Suriye konusundaki genel stratejisi bu ülkenin bölünmesi üzerine kuruludur. ABD’nin Ortadoğu’daki önceliği İsrail’dir. Bu gerçeğin değişmesi için ABD’nin yıkılması, yerine başka ilkeler ve anayasa ile bir diğer devletin kurulması hali belki etkili olabilecektir. Onun haricinde hiçbir başkan, kurum, kuruluş yahut yaklaşım, ABD açısından İsrail’i önceleyen politikasını değiştirmeyecektir. İsrail de Suriye’nin bölünmesini, imkan bulabildiği en yüksek perdeden istemekte, tüm stratejisini bu anlayış üzerine kurgulamaktadır” şeklinde konuştu.

Türkiye bölgesinde küresel güç olmak zorunda

Türkiye’nin tüm insanlık için kalıcı alternatifler geliştirmesinin ve bölgesinde küresel bir güç olmasının kaçınılmaz hale geldiğine değinen Özdemir;

“Türkiye’nin jeopolitik ve jeostratejik konumu temkinli, tedbirli ayrıca çok boyutlu bir dış siyaset takibini gerektirmektedir. Bu durumlar, küresel hedeflerimiz yani Türkiye’yi küresel güç yapma gayretimiz açısından doğru ve emin bir yolda ilerlediğimizi göstermektedir. Türkiye küresel bir güç olma arzusuyla hareket ederken, milli hedeflerimizin gerçekleşebilmesi için bize göre nüfusumuzun da en az 100 milyona erişmesi gerekiyor ” dedi.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler