Pazartesi, Mart 2, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaManşetKayseri deprem gerçeği ile yüzleşmeli

Kayseri deprem gerçeği ile yüzleşmeli

İşin uzmanları deprem gerçeğini KayseriGün TV’de masaya yatırdı.

Asrın felaketi Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıldönümü nedeniyle KayseriGün TV ekranlarında bir araya gelen Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)’a bağlıJeofizik Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Özgür Yalçındağ, Jeoloji Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Umut Özdemir ve Şehir Plancıları Odası Şube Başkanı Tamer Cinel, Kayseri’nin muhtemel deprem potansiyeli, öncesinde alınabilecek önlemler ve sonrasında yaşanacaklara ilişkin Kayseri Gün TV’ye çok özel açıklamalarda bulundu. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)’a bağlıJeofizik Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Özgür Yalçındağ, Jeoloji Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Umut Özdemir ve Şehir Plancıları Odası Şube Başkanı Tamer Cinel, Kayseri’nin muhtemel deprem potansiyeli, öncesinde alınabilecek önlemler ve sonrasında yaşanacaklara ilişkin Kayseri Gün TV’ye çok özel açıklamalarda bulundu.

Murat Ziya Öztürk moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide Kayseri’nin de içerisinde bulunduğu fay hatları, bu hatların üretebileceği depremlerin büyüklükleri ve ortaya çıkaracağı yıkıcı etkiler ile olası hasarlara yönelik alınacak önleyici tedbirler ele alındı. TMOBB Jeofizik Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Özgür Yalçındağ, Maden Teknik Arama (MTA)’nın 2024 yılında yayımladığı rapora yer vererek, raporda Kayseri’deki diri fay hatları ve bu hatların 7’den büyük deprem üretme potansiyeli olduğu bilgisine yer verildiğini hatırlattı. Erciyes fayının tarihsel dönemlerde volkanizma hareketlerine eşlik ettiğini belirten Yalçındağ;

“Ayrıca raporda yer alan ve yapılan incelemelerde Erciyes’te magmanın yer yüzüne 8 kilometre yaklaştığı görülmüş olup, bunun yanında Erkilet fay hattının da 7.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli olduğu tespit edilmiştir. Raporda bu fayın her an deprem üretebilecek bir fay zonu olduğundan bahsedilmektedir. Bu depremlerin olma ihtimalini bilimsel çalışmalar ortaya koymaktadır. Bizler, bunları öteleyerek bu sorumluluktan kaçamayız. Yüksek katlı binalar her zaman yıkılacaktır algısı da son derece yanlıştır. Doğru yerde doğru yapıyı yaparsak, depremle ilgili sorun yaşamayız. Bizim bu noktada yeraltı topoğrafyasına yönelik makro bölgelendirme yapmamız ve ona göre depremden önce hasar alabilecek bölgelerimizi tespit etmemiz gerekmektedir” dedi.

Yalçındağ ayrıca Kayseri’nin büyük ölçekte sanayi şehri olduğunu vurgulayarak, yaşanacak olası bir deprem sonrası sanayi alanları ve buna bağlı sektörlerdeki üretimin nasıl etkileneceğinin de iyi hesaplanması gerektiğini sözlerine ekledi.

Türkiye, Kuzey Afrika’ya doğru kayıyor

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası İl Temsilcisi, Umut Özdemir deTürkiye’nin Asya ve Avrupa Birleşmiş levhaları ile Arap levhasının arasında sıkışmış bir platformda yer aldığını hatırlatarak, ülkemizin bu levhalar sıkıştıkça Kuzey Afrika’ya doğru kayarak hareket ettiğini söyledi. Türkiye’nin kuzey ve güneyinde Kuzey Anadolu Fayı ile Doğu Anadolu fayı olmak üzere iki önemli büyük fay hattı bulunduğuna işaret eden Özdemir, Kayseri özelinde ise Ecemiş fay hattının yaratabileceği sıkınıtılara dikkat çekerek; “Sivas’ın doğusundan başlayıp Mersin’e kadar uzanan Kayseri’yi de içerisine alan Ecemiş Fay kuşağımız mevcut. Bu fay hattı 7’nin üzerinde deprem üretebilecek potansiyele sahip bir kuşaktır. O yüzden buna uyumlu bir şehir yapısı oluşturmamız gerekiyor. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan mikro bölgelendirme raporlarının sonucu henüz kamuoyu ile paylaşılmadı. Bizim de oda olarak, Kayseri için hazırladığımız benzer bir rapor var. Kayseri’nin genel durumunu biliyoruz. Şehrimizde sağlam zeminli bölgelerimiz var. Bu bölgeleri konut alanı olarak belirleyip, yerleşim yerlerini yavaş yavaş bu alanlara taşımak zorundayız. Bunun dışında kalan binaları da yıkıp veya sağlamlaştırıp yeniden yapmamız gerekiyor. Bunun maliyeti de, depremin vereceği zararın yarısından bile azdır. Bunu yapmış birçok deprem ülkesi var, bizler de bu ülkeleri örnek alabiliriz” ifadelerini kullandı.

Deprem gerçeği ile yaşamayı öğrenmeliyiz

TMOBB Şehir Plancıları Odası Şube Başkanı Tamer Cinel ise, Kayseri’nin Türkiye’de planlı yapılaşma yapılan ilk şehirlerden biri olduğunu buna rağmen yer seçimi konusunda doğru kararlar verilemediğini söyledi. Şehir genelinde konut ve ticari alanların taşıyabilirliği ve direnci düşük olan alüvyon zemin üzerine inşa edildiğini belirten Cinel; “Tarım yapılması gereken yere biz konut inşa etmişiz. Dolayısıyla bu yanlışı devam ettirmemek büyük önem arz ediyor. Gelinen noktada bunlara bakarak, yeni yerleşim alanlarının nerede ve nasıl inşa edilmesi gerektiği noktasında revizyon yapmamız gerekiyor. Bu yüzden bütüncül şehir planlamasına ihtiyacımız var” diye konuştu.

Depremden önce alınabilecek tedbirlere yönelik yapılacak harcamaların, felaket sonrası yapılacak harcamalara oranla çok daha düşük sevilerde kalacağını belirten Cinel;

“Felaketi yaşadıktan sonra yeniden imar için harcayacağımız paradan daha az bir paraya yeni dirençli şehirler kurmak mümkün. Bizim ülkemiz gibi bu büyüklükteki ülkelerde dirençli kentler oluşturmak bize büyük bir sıkıntı yaratmaz. Sadece Kayseri ve çevresi değil, yapılan bilimsel çalışmalar gösteriyor ki; Türkiye’nin yüzde 90’ından fazlası depremden etkilenebilecek bir potansiyele sahip. İnsanlarımızı ilkokul çağından itibaren depremle ilgili doğru bilgilendirme yapılmalı. Üretim şehriyiz bu yüzden hem konut hem de işletme binalarının yerleşiminde ne kadar doğru seçimler yaptığımızın sorgulanması gerekiyor. Bunun yanında doğal afetler sonrası etkin bir organizasyon sağlayacak teşkilat yapılanmasına ihtiyacımız var” şeklinde konuştu. Cinel, yok kabul edemeyecek bir gerçekle yüz yüze yaşamak zorunda olduğumuzu hatırlatarak, herkesin deprem gerçeğini bilerek ve buna uygun şekilde hareket etmesi gerektiğinide sözlerine ekledi. Haber merkezi

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler