Pazartesi, Mart 2, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana Sayfaİşte HayatKendi Hayatının Yabancısı Olmak

Kendi Hayatının Yabancısı Olmak


Başkalarının ne düşündüğü, attığımız her adımın görünmez bir jürisi haline geldiğinde, aslında yavaş yavaş kendi hayatımızdan sürgün ediliyoruz. Sabah ne giyeceğimizden, hangi kararları alacağımıza, hatta nasıl hissetmemiz gerektiğine kadar uzanan o geniş “başkaları” çemberi, bizi fark ettirmeden kendi doğrularımızdan uzaklaştırıyor. Toplumun, ailenin ya da sosyal çevrenin bize sunduğu o hazır şablonlara uymaya çalışırken; kendi arzularımızı, yeteneklerimizi ve ruhumuzun o özgün rengini bir kenara itiyoruz. Sanki kendi hayatımızın direksiyonunda biz değil de, o “başkaları” dediğimiz kalabalık oturuyor ve biz sadece bize çizilen rotayı takip etmek zorunda kalıyoruz. Oysa bir insanın kendine verebileceği en büyük söz, ne olursa olsun kendi hikayesini, kendi cümleleriyle yazma cesaretidir.
Başkalarının onayını almak adına kendimize ihanet ettiğimiz her an, iç dünyamızda onarılması güç çatlaklar açılıyor. Sürekli birilerini memnun etmeye çalışmak, ruhumuzu bitmek bilmeyen bir onaylanma açlığına mahkûm ederken, asıl ihtiyacımız olan öz şefkati bizden çalıyor. Kendi iç sesimizi başkalarının gürültülü fikirleri altında susturduğumuzda, bir süre sonra neyi gerçekten sevdiğimizi, neye gerçekten inandığımızı bile hatırlayamaz hale geliyoruz. Bu sessiz teslimiyet, içimizde derin bir yabancılaşma ve hiç dolmayan bir boşluk duygusu bırakıyor; en kalabalık sofralarda bile kendimizi yalnız hissetmemizin sebebi, o sofrada kendi benliğimizle değil, başkalarının istediği “maskeyle” oturuyor olmamızdır. Başkalarının fikirlerine göre yaşamak, sürekli başkasının ayakkabısını giymeye benzer; ne kadar şık durursa dursun, aslında size ait değildir ve her adımınızda size başka birine ait olan bir yolu yürüdüğünüzü hatırlatır.
Oysa hayat, başkalarının takdirini toplamak için sergilenen bir sahne performansı değil, her hatasıyla, her kusuruyla sadece bize ait olan eşsiz bir yolculuktur. Gerçek özgürlük; kalabalıkların ne diyeceğini bir kenara bırakıp, aynaya baktığında o tanıdık ve samimi yüze dürüstçe gülümseyebilmektir. Kendi doğrularımızla çatışmak pahasına kazandığımız hiçbir alkış, kendi iç huzurumuzdan daha değerli değildir. Çünkü günün sonunda herkes evine çekildiğinde ve ışıklar söndüğünde, elinizde kalan tek gerçek, başkaları için süslediğiniz o dış dünya değil, kendi doğrularınızla ördüğünüz o huzurlu iç dünyanız olacaktır.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler