Cumartesi, Mart 28, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaGündemYarın Çok Geç Olmadan

Yarın Çok Geç Olmadan

Zaman, eski bir evin tavan arasında unutulmuş tozlu bir hatıra defteri gibi sararıp solarken; biz en çok sevmeyi, en çok “yanındayım” demeyi ve en çok o şefkatli elleri tutmayı erteliyoruz. Hayatın bitmek bilmeyen gürültüsü içinde, sanki o akşam yemeği sofraları hiç eksilmeyecek, babamızın güven veren gölgesi üzerimizden hiç çekilmeyecek ve annemizin duaları bizi her kazadan sonsuza dek koruyacakmış gibi bir masalın içinde uyuyoruz. Oysa her geçen saniye, o masaldan bir sayfa daha koparıp götürüyor; biz ise ancak sessizlik evin her köşesine sindiğinde, o huzurlu gürültünün ne büyük bir hazine olduğunu fark ediyoruz.
O derin sessizlik henüz çökmemişken, dönüp bakmalı insan yanı başındaki o dev çınarlara, anne ve babasına. Onların yüzündeki her derin çizgi aslında bizim büyüme sancılarımızın, uykusuz gecelerimizin ve ilk adımlarımızın sessiz birer haritası gibidir. Bir zamanlar bizi hayata karşı bir zırh gibi koruyan o güçlü ellerin şimdi biraz titremesi, o gür ve neşeli seslerin yerini yorgun bir iç çekişe bırakması hayatın en acımasız ama en sahici kuralı. Kardeşler ise o haritanın en sadık yol arkadaşları; aynı evin kokusunu solumuş, aynı masalda korkup aynı rüyada huzur bulmuş, ruhu ruhumuza bitişik o can parçaları. Hayat bizi farklı şehirlere, farklı dertlerin kucağına savursa da, köklerimizin bir olduğu o toprağı kurutmamak, o çocukluk ittifakını bozmamak gerekiyor.
İnsanoğlu ne gariptir ki, bir varlığın ağırlığını ancak onun bıraktığı boşlukla imtihan edildiğinde kavrıyor. Bir bayram sabahı öpülecek elin eksikliği ya da telefonun ucunda “Yavrum, sesini duydum ya yetti” diyecek o sesin ebediyen susması, dünyanın tüm servetlerinden daha ağır bir yük bırakıyor omuzlara. “Keşke” ile başlayan cümlelerin hiçbir telafisi, boş kalmış bir sandalyenin karşısında bir anlam ifade etmiyor. Bu yüzden kıymet bilmek, sadece özel günlerde sunulan süslü hediyeler değil; sıradan bir pazar ikindisinde sadece orada oldukları için şükretmek, gözlerinin içine bakarak gerçekten “buradayım” diyebilmektir.
Gelin bugün, o nostaljik hatıraların tozunu sadece eski albümlere bakarak değil, hayatta olan sevdiklerimizin elini sıkıca tutarak atalım. Sitemleri, yersiz kırgınlıkları ve “vaktim yok” diye ördüğümüz o sahte duvarları bir kenara bırakıp; henüz vakit varken sevgiyi büyüterek o limana sığınalım. Çünkü hayat, sahnesi bir daha kurulmayacak, tekrarı olmayan bir oyun ve en zor replik, her şey bittikten sonra söylenen o geç kalmış itiraflardır. Bugün arayın, bugün gidin ya da bugün sadece bir “iyi ki varsın” deyin; çünkü yarın, bazen sandığımızdan çok daha uzak ve ulaşılmaz bir ülke olabiliyor.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler