Cuma, Ocak 30, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaGündemHayat Müşterektir

Hayat Müşterektir

Bir evde hayat paylaşılıyorsa gerçekten, yükler hafifler, gönüller yakınlaşır. Yapılan işler gözde büyümez, sorumluluklar tek bir omza yığılmaz. Aynı sofraya oturmak sadece yemek yemek değildir; günü paylaşmaktır, yorgunluğu bölüşmektir, sevinci çoğaltmaktır. Böyle evlerde sesler daha yumuşak çıkar, kırgınlıklar büyümeden onarılır. Çünkü orada herkes bilir ki hayat tek başına taşınacak bir yük değil, omuz omuza yürünecek bir yoldur.

Bu söz, evliliğin en sade ama en derin tarifidir aslında. Aynı sofraya oturmak, aynı evde yaşamak değil sadece; aynı hayatı paylaşmaktır.

Bizim toplumda kadının yeri her zaman kıymetlidir. Anne olarak, eş olarak, evin toparlayanı, düzen kuranı olarak görülür. Kadın, aileyi bir arada tutan görünmez bağ gibidir. Sevgisiyle evi ısıtır, sabrıyla huzuru korur. Bunlar az şeyler değil.

Ama bazen iyi niyetle yüklediğimiz bu anlamlar, kadının omzuna fazladan sorumluluk olarak dönebiliyor.

Kadın çalışsa da çalışmasa da evin düzeni çoğu zaman onun takibindedir. Çocukların ihtiyaçları, evin eksikleri, büyüklerin ihtiyaçları ve gönüllerinin gözetilmesi… Hepsi kadının zihninde bir liste gibi durur. Erkekler çoğu zaman “Bir şey var mı yapılacak?” diye sorar; kadın ise zaten yapılacakları düşünmekten yorulmuştur.

Burada kimseyi suçlamak değil niyetimiz. Çünkü bu düzen bir günde kurulmadı. Yıllar içinde oluşan alışkanlıklar, gördüğümüz aile örnekleri ve rollerin fark edilmeden böyle şekillenmesi derken, ev içindeki yük çoğu zaman farkına bile varmadan tek tarafa doğru kaydı.

Oysa evlilik bir görev paylaşımı değil, hayat paylaşımıdır.

Bir erkeğin akşam sofrayı kurması, çocuğun ödevine bakması ya da evi toparlaması “yardım etmek” değildir. Bu, hayat arkadaşlığının doğal bir parçasıdır. Nasıl ki geçim yükü sadece bir omza bırakılmamalıysa, evin yükü de tek tarafa ait olmamalıdır.

Kadın güçlüdür, doğrudur. Ama sürekli güçlü olmak zorunda bırakılmamalıdır. Bazen yaslanmaya, dinlenmeye, “Bugün de ben yoruldum” demeye hakkı vardır. Bu hakkı ona en güzel verecek olan da hayatı paylaştığı eşidir.

Unutmayalım, yük paylaşıldıkça hafifler; sevgi paylaşıldıkça çoğalır. Evde iş bölümü sadece düzen sağlamaz, gönül birliğini de artırır. Çocuklar da böyle ortamlarda büyüdüğünde sadece saygıyı, emeği ve eşitliği öğrenmekle kalmaz; sevgiyi nasıl göstereceklerini, sorumluluğu nasıl paylaşacaklarını da görerek öğrenirler. Çünkü çocuk, en güçlü dersi nasihatten değil, anne babasının yaşama biçiminden alır. Evde anlayış varsa dili yumuşak olur, paylaşım varsa bencillik azalır, emek görülüyorsa kıymet bilmeyi öğrenir. Yarın kuracakları yuvaların temeli, bugün şahit oldukları aile düzeniyle atılır.

“Hayat müşterektir” sözü günlük hayatın içinde karşılık bulduğunda anlam kazanır. Bazen bir bardak çayı eşine sen uzat, bazen o dinlensin diye sen koştur. Küçük görünen bu adımlar, büyük huzurların kapısını açar.

Çünkü hayat arkadaşlığı, yükü hafifletmekten önce o yükü birlikte taşımaya gönüllü olabilmektir.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler