Cuma, Ocak 30, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaGündemGESİ BAĞLARININ GÜLLERİ MAVİ Mİ, HÂRİ Mİ?

GESİ BAĞLARININ GÜLLERİ MAVİ Mİ, HÂRİ Mİ?

Kayseri’de yediden yetmişe herkesin sevdiği Gesi Bağları türküsü, Kayseri denince pastırma, Erciyes, halı ve mantı gibi ilk akla gelen kültürel simgelerden biridir. Derlemecilerin çalışmaları sonucunda türkünün yüzün üzerinde bentten oluştuğu, hatta mukayeseli çalışmalarla bu sayının daha da arttığı görülmüştür. Bu yönüyle Gesi Bağları, sıradan bir türkü olmanın ötesine geçmiş, adeta bir halk destanı hüviyeti kazanmıştır.

Türkünün derlemeleri arasında geçen bir dörtlükteki şu ifade uzun süre zihnimi meşgul etmiştir:

“Gesi bağlarının gülleri mavi”

Gesi’de gerçekten mavi güller mi vardı da bizim haberimiz olmadı? Bu sorudan hareketle kelimenin aslında “mavi” değil “hâri” olması gerektiği kanaatine vardım. “Hâri” eski Türkçe ve Osmanlı Türkçesinde ateş rengi, yani kırmızının bir tonu anlamına gelmektedir. Bu anlam hem coğrafi gerçekliğe hem de halk şiirinin sembolik dünyasına daha uygundur. Böylece Gesi Bağları’nda mavi gül arama zahmetinden kurtulmuş oluruz.

Gesi Bağları Türküsünü Kim Söyledi?

“Gesi Bağları türküsünü kim söyledi?” sorusuna verilebilecek en doğru cevap şudur:

Bu türkü, sayısız insanın katkılarıyla halk hafızasında şekillenmiştir.

Türküde bir ana hikâye etrafında farklı sesler, duygular ve hayat tecrübeleri birbirine karışmıştır. Örneğin,

“Kurulsun masalar rakı konyak içilsin”

dizesi, uzun yıllar erkek meclislerinde söylenen efkârlı türkülerden biri olduğunu düşündürmektedir.

Bir gelinin ağzından dökülen birkaç dörtlük, halkın dilinde çoğalmış; yeni mısralar eklenmiş ve türkü zamanla destanlaşmıştır.

Gesi Bağları Türküsü Ne Zaman Söylendi?

Türkünün söyleniş tarihi konusunda önemli bir görüş merhum Kazım Yedekçioğlu tarafından ortaya konulmuştur. Yedekçioğlu, Kayseri Akın Günlük Gazetesi’nde (7-8-9 Ocak 2002) yayımlanan yazısında türkünün 1890–1892 yılları arasında ortaya çıktığını ileri sürer.

Büyükannesinin hatırasına dayanan bu anlatıya göre, Gesi Bağları türküsü onun düğününde ilk kez söylenmiştir. Hesaplamalar da bu tarihi 1890’ların başına götürmektedir. Bu da türkünün 19. yüzyıl sonlarında doğduğunu güçlü şekilde göstermektedir.

Gesi Bağları’ndaki Gelin Kimdir?

Türkünün başkahramanı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak metne dayalı çıkarımlar yapmak mümkündür. Metne göre kızın evi Gesi’ye giderken yolun sağındadır; yani bağ içindeki eve gelin gelmiştir. Yaşı ise on üç–on dört civarındadır.

bentte bu durum şöyle ifade edilir:

Gesi’ye giderken yolun sağında

Güller açmış nazlı yârin bağında

Yeni değmiş on üç on dört çağında

Elbette bu bilgilerin türkü metninin varyantlarına dayandığı ve ihtiyatla değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Kızın Adı Leyla mı? Leyla Nasıl Biriydi?

Türkünün 59. bendinde kızın adının Leyla olduğu ifade edilir:

Yazmam gül yaprağı karanfil irenk

Aksine vuruyor devran-ı felek

Gesi bağlarında Leyla diyerek

Bu tek bentte geçen isim, kesin hüküm vermek için yeterli değildir; ancak önemli bir ipucudur.

Leyla’nın fiziksel tasvirine dair bilgiler sınırlıdır. Türküde saçlarının siyah olduğuna dair mısralar bulunmaktadır:

Siyah zülfümü yüzüne süresim geldi

Siyah saçım sağ yanıma devrildi

Bunun dışında Leyla’nın görüntüsüne dair ayrıntılı bir betimleme bulunmamaktadır.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler