Perşembe, Mart 12, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaGündemBir İmza Yetmez: Anayasa Mahkemesi Aydınlatmanın Sınırını Çizdi

Bir İmza Yetmez: Anayasa Mahkemesi Aydınlatmanın Sınırını Çizdi

Sağlık hukukunda en çok tartışılan konulardan biri “aydınlatılmış onam”dır ve geçen haftalarda bu konuyu detaylı tartışmıştık. Hastaların büyük bir kısmı ameliyat öncesinde önlerine konulan bir formu imzaladıktan sonra sürecin tamamlandığını düşünür. Oysa hukuk açısından mesele yalnızca bir imzadan ibaret değildir. Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin yakın tarihli bir kararı bu konuda önemli bir hatırlatma yapmaktadır.

Karara konu olayda başvurucunun annesi safra kesesi ameliyatı geçirmiş, operasyon sırasında gelişen bir damar yaralanması nedeniyle karaciğer yetmezliği gelişmiş ve hasta hayatını kaybetmiştir. Açılan tazminat davasında alınan bilirkişi raporu, ameliyat sırasında meydana gelen portal damar yaralanmasını bir komplikasyon olarak değerlendirmiştir. Mahkeme de bu rapora dayanarak davayı reddetmiştir.

Dosya daha sonra bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi’nin önüne gelmiştir.

Anayasa Mahkemesi kararında dikkat çekici bir ayrım yapmıştır. Mahkeme, portal damar yaralanmasının gerçekten bir komplikasyon olup olmadığını yeniden tartışmamıştır. Bunun yerine başka bir noktaya dikkat çekmiştir: Hastanın ameliyat sürecinde yeterince aydınlatılıp aydınlatılmadığı.

Başvurucu, ameliyatın kapalı yöntemle başlayacağına dair bilgi verilmediğini ve bu konuda yeterli açıklama yapılmadığını ileri sürmüştür. Ancak yerel mahkeme, aydınlatma formunun kapsamını ve gerçekten yeterli bilgilendirme yapılıp yapılmadığını ayrıntılı şekilde incelememiştir. Anayasa Mahkemesi’ne göre tam da bu noktada ciddi bir eksiklik bulunmaktadır.

Mahkeme, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu kararın anlamı şudur: Devlet yalnızca insanların yaşamını korumakla yükümlü değildir; aynı zamanda tıbbi ihmal iddialarının etkili ve özenli şekilde araştırılmasını sağlamakla da yükümlüdür.

Bir başka ifadeyle, mahkemeler yalnızca bilirkişi raporuna bakarak dosyayı kapatamaz. Özellikle aydınlatma yükümlülüğü gibi hastanın iradesini doğrudan etkileyen konuların ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerekir.

Bu kararın sağlık hukuku açısından önemli bir mesajı vardır. Hastaya imzalatılan standart bir form, tek başına aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini göstermez. Asıl mesele, hastanın yapılacak müdahalenin yöntemi, riskleri ve alternatifleri konusunda gerçekten bilgilendirilip bilgilendirilmediğidir.

Bugün birçok hasta ameliyat öncesinde önüne konulan uzun metinleri çoğu zaman okumadan imzalamaktadır. Ancak hukuk açısından belirleyici olan şey yalnızca imza değil; gerçek anlamda aydınlatma yapılmış olmasıdır.

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, sağlık hukukunda uzun zamandır tartışılan bir noktayı bir kez daha hatırlatmaktadır: Aydınlatılmış onam yalnızca bir form değil, hastanın iradesini şekillendiren bir süreçtir. Yani tek bir imza, hastanın gerçekten aydınlatıldığı anlamına gelmez.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler