Pazartesi, Mart 23, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaGündemADALET NEREDE BAŞLAR, NEREDE BİTER?

ADALET NEREDE BAŞLAR, NEREDE BİTER?

Son günlerde yaşanan olaylar, toplum olarak hangi noktaya geldiğimizi sorgulamamıza neden oluyor. Gencecik bir insanın hayattan koparılması yetmiyormuş gibi, geride kalan ailesinin de tehditlere maruz kalması… Bu tablo, sadece bir suçun değil, aynı zamanda derin bir vicdan kaybının göstergesidir.

Geçtiğimiz günlerde genç bir futbolcunun hayatını kaybettiği olayda, acılı ailenin bir de fail ve çevresi tarafından tehdit edildiğine dair yansıyan bilgiler, meselenin ne kadar vahim bir noktaya geldiğini gözler önüne serdi. Bir insanın canına kıyanların, bununla yetinmeyip geride kalanlara korku salmaya çalışması; artık sadece suçun değil, ahlaki sınırların da ortadan kalktığını gösteriyor.

Bir zamanlar insanlar hata yaptığında, suç işlediğinde en büyük cezayı toplum karşısında mahcup olmak olarak görürdü. Utanma duygusu, insanı yanlış yapmaktan alıkoyan en güçlü iç denetim mekanizmasıydı. Bugün ise bunun tam tersi bir manzarayla karşı karşıyayız. Suç işleyenler saklanmak yerine daha da pervasızlaşıyor, hatta tehdit ederek korku yaymaya çalışıyor.

Peki ne değişti? Neden insanlar artık mahkeme salonlarını değil, sokakları bir hesaplaşma alanı olarak görüyor? Neden adaletin tecelli edeceği yerler belliyken, bazıları kendi hükmünü kendi vermeye kalkıyor?

Bu soruların cevabı sadece hukuki değil, aynı zamanda toplumsal bir çözülmeye işaret ediyor. Çünkü yasalar ne kadar güçlü olursa olsun, toplumun içindeki vicdan zayıfladığında caydırıcılık da zayıflar. Suçun karşılığının ne olacağı konusunda en küçük bir tereddüt oluştuğunda, o boşluğu korkusuzluk değil; pervasızlık doldurur.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir başka olayda, bir öğretmenin öğrencisi tarafından bıçaklanarak hayatını kaybetmesi de bu çözülmenin ne kadar tehlikeli bir noktaya ulaştığını gösterdi. Eğitim gibi saygı üzerine kurulu olması gereken bir alanda dahi şiddetin bu denli kolay ortaya çıkması, meselenin sadece bireysel değil, toplumsal bir sorun olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Adaletin yeri sokaklar değildir. Adaletin yeri bellidir ve orada tecelli etmelidir. Aksi halde herkesin kendi hukukunu uygulamaya kalktığı bir düzen ortaya çıkar ki, bu durum en büyük zararı yine masumlara verir.

Bugün sormamız gereken asıl soru şudur: Yasalar neden caydırıcı olmaktan uzaklaştı, yoksa biz mi hukukun caydırıcılığına olan inancımızı kaybettik? Çünkü adalete olan güven sarsıldığında, toplumun temeli de sarsılmaya başlar.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler