Ana SayfaKategorisizNereye Yetişiyoruz?

Nereye Yetişiyoruz?

Her sabah aynı sahneyle uyanıyoruz: Erken kurulan alarmlar, aceleyle içilen çaylar veya kahveler, adımlarımızı hızlandırarak yetişmeye çalıştığımız otobüsler, trenler ya mecburen girdiğimiz yoğun trafik… Bir yerlere, bir şeylere sürekli yetişme çabasındayız. Peki ama nereye? Modern hayatın bize dayattığı en büyük illüzyon belki de bu: Hep bir yere yetişmek zorundayız ama vardığımız yer genellikle bizi tatmin etmeye yetmiyor. Çünkü vardığımız an, bir sonraki hedefin koşturmacası başlıyor.
Eskiden zamanın kendine has, ağırdan alan tatlı bir ritmi vardı. Bir mektubun cevabını haftalarca sabırla beklemek, o sabrın getirdiği kıymeti de beraberinde getirirdi. Şimdi ise gönderdiğimiz mesajın altında beliren o iki mavi tık veya “görüldü” ibaresinden saniyeler sonra yanıt gelmeyince için için huzursuzlanıyoruz. Bir filmi iki kat hızda izleyen, ses kayıtlarını 1.5x hızında dinleyen, bir kitabın özetini okuyup geçmeyi verimlilik sayan insanlara dönüştük. Tükettiğimiz her şeyi hızlandırırken, farkında olmadan kendi hayatımızın akışını da harcıyoruz. Bir mekâna gittiğimizde anın, yemeğin ya da sohbetin tadını çıkarmak yerine, hemen fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaşma telaşına düşüyoruz. Anı yaşamak yerini, “anı yaşadığımızı başkalarına kanıtlama” hızına bıraktı.
İşin en acı yanı, bu baş döndürücü hızın içinde en çok da insani bağlarımızın zayıflaması. Kapı komşumuza ayaküstü bir “nasılsın” demeyi zaman kaybı görebiliyoruz. Bir dostumuz derdini anlatırken zihnimizde bir sonraki yapacağımız işin listesini kontrol ediyoruz. Çocuklarımızın büyüme evrelerini, anne babalarımızın yüzündeki yeni çizgileri hızlıca geçilen birer ayrıntı gibi ıskalıyoruz. Sürekli bir şeyleri yakalama telaşındayız ama aslında hayatın kendisini kaçırıyoruz. Bir yarıştayız sanki; ancak bu yarışın bir birincisi yok, sadece yorulan ve tükenen koşucuları var.
Belki de durup kendimize şu soruyu sorma zamanımız geldi de geçiyor: Neyi kaçırmaktan bu kadar korkuyoruz? Gerçekten her şeye yetişmek zorunda mıyız, yoksa sadece yavaşlamanın getireceği o sessizlikten mi ürküyoruz? Bazen en büyük cesaret, akan trafiğin kenarına çekilip sadece durabilmektir. Hayat, hız göstergesinde yazan rakamlarla değil; o yolculuk sırasında pencereden bakıp görebildiğimiz manzaraların güzelliğiyle ölçülür. Bugün kendinize bir iyilik yapın; adımlarınızı biraz yavaşlatın, bir çayı yudumlarken sadece o çayın tadına varın ve kendinize nefes alacak bir zaman bırakın. Çünkü hayat, siz bir yerlere yetişmeye çalışırken kaçırdığınız o küçük anların toplamıdır.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler