Cumartesi, Mayıs 23, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaKategorisizKÜLLERİNDEN DOĞAN ANKA KUŞUYUM 

KÜLLERİNDEN DOĞAN ANKA KUŞUYUM 

Ben kimsenin gölgesine sığınarak büyümedim.

Kendi karanlığımın içinden geçerek öğrendim ayakta kalmayı.

Hayat bazen ayağımın altına cam kırıkları serdi…

Ben o kırıkların üstünde kanaya kanaya yürüdüm.

Canım yana yana güçlendim.

Değer verdiklerimden aldığım bıçak yaraları,

ruhumun göğüne uzun ve soğuk kışlar bıraktı.

Bazıları yüzüme gülüp içimde fırtına kopardı.

Bazıları ekmeğime oturup ruhumu zehirledi.

Ben ise herkesi kalbim gibi sandığım için,

ihaneti en derin yerimden öğrendim.

Ve bir gün yalnızca düşmedim…

İçimdeki bütün mevsimler sustu.

Ruhum, ışığın bile ulaşamadığı karanlık bir kuyunun dibine çöktü.

Komalık oldum hayatın ortasında.

Sanki içimde yaşayan kadın,

kendi küllerinin altında nefessiz kalmıştı.

Ama hiçbir yoğun bakım sonsuza kadar sürmüyor.

Bazı insanlar o karanlığın içinde tamamen kayboluyor…

Bazılarıysa ölmeden önce yeniden doğmayı öğreniyor.

Ben ikinciyi seçtim.

O yoğun bakımın içinde bile

karanlığın çağrısına değil,

ışığın fısıltısına yürüdüm.

Çünkü bazen insan yaşamak için değil,

yeniden kendi ruhuna kavuşmak için tutunuyor hayata.

Kimsenin omzunda taşımadım yaralarımı.

Kendi gecemin karanlığını içimde yanan Ayışığı ile aydınlattım…

Kendi cehennemimin içinden kendi cennetimi çıkardım.

Sonra bir gün…

İçimde kuruyan bütün bahçelere yeniden yağmur yağdı.

Yıllardır çatlamış toprağıma ilkbahar değdi sanki.

Silkindim.

Üzerimde biriken bütün karanlığı yıldız tozu gibi döktüm üstümden.

Ve herkesi layık olduğu yerde,

kendi karanlığında bıraktım.

Çünkü insan bazen affetmez…

Sadece artık ruhunda taşımayı bırakır.

Ben artık kimsenin kirini kalbimde büyütmüyorum.

Çünkü bazı insanlar bataklık gibidir;

seni de kendi karanlığına çekmek ister.

Ama ben yağmur oldum…

Üzerime bulaşan bütün karanlığı kendi ışığımla yıkadım.

Şimdi biliyorum…

Dürüst insan defalarca yansa bile yeniden filiz verir.

Çünkü onun vicdanı,

en sert ayazlardan sonra bile açmayı unutmayan bahar çiçekleri gibidir.

Ve benim auram…

İçimde taşıdığım o görünmez nur…

En karanlık gecelerde bile elimden tutmayı bırakmadı.

Ben artık kimseden şifa beklemiyorum.

Çünkü insan bir gün anlıyor;

kendi yarasına dokunabilenler,

başkasının merhametine muhtaç kalmadan da iyileşebiliyor.

Ben küllerinden doğan o efsanevi Anka kuşuyum.

Yandım…

Kül oldum…

Ama her defasında kendi ateşimin içinden yeniden doğdum.

Şimdi içimde hâlâ susmayan fırtınalar var belki…

Ama ben ateşten geçtim.

Ve geçtiğim bütün karanlıkları,

kendi ışığımla aydınlattım.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler