Cuma, Mayıs 22, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaKategorisizEski Bir Bankın Sırdaşlığı

Eski Bir Bankın Sırdaşlığı

Her gün önünden öylece geçip gittiğimiz, varlığını kanıksadığımız o dilsiz nesnelerin aslında ne kadar büyük bir hafızası olduğunu hiç düşündünüz mü? Bir parkın köşesinde, boyası dökülmüş, tahtaları güneşten çatlamış eski bir banka bakarken, onun sadece bir oturak olmadığını hissederim bazen. O bank, şehrin kalabalığı içinde kendi içine çekilmiş sessiz bir gözlemci gibi, üzerinden gelip geçen binlerce hayatın en mahrem anlarını ruhuna mühürlemiştir. Biz onları cansız sanırız ama onlar bizim en sahici, en maskesiz anlarımızın tek şahididir.
Baharın o ilk ılık rüzgârı estiğinde, üzerine titreyen ellerle oturan iki gencin heyecanına ev sahipliği yapar o ahşaplar. Sözcüklerin boğazda düğümlendiği, dünyanın sadece o iki kişiden ibaret olduğu o büyülü anın sıcaklığı, bankın liflerine işler. Aradan aylar geçer, mevsim sarıya döndüğünde bu kez sırtını o sert arkalığa dayayıp uzaklara dalan yaşlı bir amcanın yorgunluğuna ortak olur. Adamın elindeki bastonu yere vururken çıkardığı her ses, bankın hafızasında geçmişin tozlu sayfalarını aralar. Bir park bankı, bazen bir kavuşmanın sevinç çığlığıyla ısınır, bazen de bir vedanın ardından dökülmüş sessiz gözyaşlarıyla üşür.
Şehrin o bitmek bilmeyen telaşı, korna sesleri ve yetişmemiz gereken yerlerin baskısı altında ezilirken, bu nesnelerin sabrı bana hep bir şeyler anlatır. Bizler hep bir yerlere yetişmeye çalışırken, onlar durmanın ve sadece tanıklık etmenin o vakur duruşunu sergilerler. Gece karardığında ve sokak lambasının cılız ışığı o eski bankın üzerine düştüğünde, sanki gündüzden kalan tüm hikâyeler orada birikir. Rüzgârın savurduğu bir kağıt parçası ya da unutulmuş bir atkı, o nesnenin üzerine bırakılmış küçük birer hatıra notu gibidir.
Aslında etrafımızdaki her nesne, insanın bir yansımasıdır. Biz onlara dokunduğumuzda sadece ellerimizi değil, o anki ruh halimizi, kederimizi ya da sevincimizi de bırakırız. Yanından geçtiğimiz o eski binanın kapı kolu, her gün baktığımız o paslı korkuluklar… Hepsi bizim anlatamadığımız, kendimize bile itiraf edemediğimiz hikâyelerin sessiz bekçileridir. Hayat, sadece bizim koşturmacamızdan ibaret değil; biraz durup o “cansız” dediklerimizin sabrına ve biriktirdiği anılara kulak verdiğimizde, dünyanın ne kadar derin bir hikâye denizi olduğunu daha iyi anlıyoruz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler