Pazartesi, Mart 30, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaGündemÜRETİM Mİ TANITIM MI?

ÜRETİM Mİ TANITIM MI?

Farkında mısınız; dünya markaları artık hikayelerini satıyor, biz ise bırakın hikayemizi satmayı, anlatmakta dahi geç kalıyoruz.  

Bugün size temeli orta Asya’ya uzanan, Anadolu’da ise Kayseri’de bir kültür hazinesine dönüşen pastırmanın kendi hikayesinden ziyade anlatılan tescil hikayesini aktarırken; kimi zaman alkışla eşlik edip, çoğu zaman da tenkit edeceğim.

***

Uzun soluklu mücadelelerin sonunda nihayet şehrin önemli marka değerlerinden Kayseri Pastırmasının AB tescili alması sadece şehirde değil, ülkenin dört bir yanında büyük yankı uyandırdı.

Sürecin detayına bakıldığında sadece şehirler arasındaki “sen-ben” tartışmasından öte olayın ülkeleri karşı karşıya getiren, sınırlar ötesinde verilen bir mücadelenin sonunda kazanılan bir zafer olduğunu görmekteyiz…

***

KTO’nun yaktığı kıvılcımı, TOBB’nin meşaleye dönüştürüp Pastırmanın Anavatanın Kayseri ve dolayısıyla Türkiye olduğunu Avrupa’ya tescil ettirmesi alkışlanası, gururlanılası bir iştir. Emeği geçen herkesi ama herkesi canı gönülden tebrik ediyor ve alkışlıyorum…

Ticaret Odasının tertiplediği programı baştan sona takip ettim, süreci tüm detaylarına kadar paylaşan Sayın Gülsoy’u, telefonla bağlantı kuran TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun verdiği mücadeleyi dinledim,

Vali Çiçek’ten Başkan Büyükkılıç’a, vekillerden Genç ve Cıngı’ya varıncaya kadar hepsini de pür dikkat dinledim…

***

Evet Kayseri Pastırması sadece bir ürün değil, bu şehrin bir kültür hazinesidir, emeğin ve geleneğin kabul görmesidir, aynı zamanda bu şehrin en değerli markasıdır.

Sahip çıkmak bugüne kadar verilen mücadelelerden dersler çıkartıp; bundan sonrası için bu markanın daha da güçlü hale gelmesi için hep birlikte gereken yapmalıdır…

Buraya kadar olan paylaşımlar dilek ve temenniler bölümünden farksız bir duygu aktarımıydı.

***

Asıl konuşulması gerekenler de bundan sonraki bölümlerdi.

Benim de alkışlı bölümü bir kenara bırakıp eleştiri oklarımı hedeflerine göndereceğim bölüm de bundan sonra başlıyor.

Kimse kusura bakmasın Kayseri’nin Pastırma üretim üssü olduğunu söylemek yetmez, anlatmak lazım…

Ülkenin en ünlü markalarının üretim yaptığı bu şehirde maalesef Ticaret Odasının, Ticaret Borsasının, TOBB’un verdiği mücadelenin yüzde birini üreticiler vermemiştir, vermiyorlar da.

Adamların marka tescili v.s. umurlarında değil.

O gün KTO’nun tertiplediği organizasyona dahi hiç biri gelmedi.

***

Şunu da çok açık ve net olarak söylemekte yarar görüyor, Salih Fazlıoğlu’nu tenzih ediyorum.

Çünkü o sadece kendi markasının bilinirliğini değil, Kayseri Pastırması ve sucuğunun tanıtımı için ciddi bir fedakarlık yapmış ve önemli bir mücadele vermiştir…

***

90’lı yılların başından bu yana bu mesleğin içerisinde bu şehrin de bir evladı olarak Karpuzatan’da nelerin olup bittiğini de üç aşağı beş yukarı bilirim. Fazlıoğlu’nu bir kenara bırakarak diğerlerinin üretimin haricinde hiçbiri marka değerinin artırımı ile ilgili adım dahi atmamıştır.

Bunu söylerken; üreticiler kaliteli ürün ortaya koydu fakat çağ değişti, artık sadece üretmek yetmiyor, anlatmak ta gerekiyor.

Tanıtım bu işin lokomotifi ve olmazsa olmazıdır.

***

Bakın beni Kayseri Pastırmasının AB Tescili almasının ötesinde etkileyen, tanıtımla ilgili bambaşka bir detayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

KTO’nun programından bir gün sonra Kayseri Gün TV ortağımız Sayın Türker Horozla birlikte Kayseri Gurme’ye gittik… İlk kez gittim çok nezih, Kayseri’de bugüne kadar pek görmediğim, yıllardır özlemi çekilen Pastırma ve Sucuğun yanı sıra geniş ürün yelpazesinin sunulduğu enfes ve etkileyici bir mekan… Alaaddin Çağlıköse ismini daha önce duymuştum sosyal medya fenomeni, her gün milyonları peşinden koşturan bu kardeşimizle de işletmeciliğini yaptığı İnci Gurme’de tanıştık…

***

Şimdi diyeceksiniz ki Pastırmanın AB tescilinden sonra bu tanışmayı niçin aktardınız?

Durup dururken olmadı elbette; Alaaddin Çağlıköse 20 yılı aşkın bir süre çarşının göbeğinde pastırma ve sucuğun mutfağında yetişmiş, şimdi ise milyonları etkisi altına almış büyük bir fenomen…

“Benim elim değil Fadime anamızın eli” diye başlayan, “afiyet olsun gadasını aldığım” diye devam eden sunumu ve paylaşımları bir anda Kayseri’nin dünyaya açılan dev bir penceresi, yükselen gür bir sesi oldu. Yeri geliyor tezgahın başında kağıt inceliğinde pastırma doğruyor, ikramda bulunuyor, yeri geliyor harika bir sunumla inanılmaz sofralar hazırlaıyıp Kayseri’nin eşsiz lezzetlerini konuklarına kendi elleriyle ikram ediyor.

Milyonların akın ettiği Erciyes’e sayısız mangallar kurup; herkese sucuk ekmek ikram ediyor.

Abartmıyorum, iddia ediyorum üreticilerin milyon dolarlara yaptıramayacakları tanıtımı, reklamı Alaaddin Çağlıköse bir anda, her alanda, hemen hemen her gün yapıyor.

***

Bizimkiler yıllarca ürettiler ancak anlatamadılar, AB üyeliği prestij kazandırdı kabul ama bu işin lokomotifi tanıtımdır.

Bir şehir markası sadece üretimle değil, doğru anlatımla olur.

Daha düne kadar bir kar tanesiyken; bugün dağların zirvesini kaplayan görünümü ve etki alanıyla Kayseri Pastırmasının, Sucuğunun tanıtımında büyük işlere imza atan  Alaaddin Çağlıköse’yi canı gönülden kutluyorum.

Şehrin bu alanda yine iddia ediyorum “İNCİ” ismini bir kenara not edin, çok değil kısa süre içerisinde Kayseri’nin gerçekten yükselen değeri, parlayan incisi olacaktır.

Ben vakit kaybetmeden milyonları peşinden koşturan Alaaddin Çağlıköse’yi hem Kayseri Pastırma ve Sucuğunun tanıtımına katkılarından dolayı KTO olarak teşekkür belgesi ile ödüllendiririm…

***

Bir kez daha söylüyorum, pastırmanın üretim üssü de anavatanı da Kayseri’dir.

Markamızı daha da değerli kılacak olan yine bizleriz.

Biz kendi reklamımızı yapmazsak, biz kendi ürünümüze sahip çıkmazsak, ürün kalitesine önem vermezsek, verilen bu emeklerin hepsi çöpe gider.

Zirveye çıkmaktan daha önemlisi, zirvede kalıcı olmaktır.

İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler