Pazar, Mart 22, 2026
Kayseri Gün Medya
Ana SayfaGündemÇİĞDEM KADAR GERÇEK

ÇİĞDEM KADAR GERÇEK

Yıl 1985.

Okulumuz bir tepenin yamacındaydı. Kar dizimize kadar çıkardı. Rüzgâr yüzümüzü keserdi ama biz teneffüsü beklerdik. Çünkü teneffüs demek, karın içine eğilmek demekti.

Ellerimiz üşürdü. Toprağı eşelerdik.

Sarı çiğdemleri bulurduk.

Çiçeğin kendisi güzeldi ama biz kökünü severdik.

Toprağın altındaki beyaz kısmını çıkarır, temizler ve yerdik.

Faydalı derlerdi. Şifa derlerdi.

Ben o kokuyu hatırlıyorum.

Karın içindeki nemli toprak kokusunu…

Sonra o hafif tatlı, nişastamsı tadı…

Koku ve tat birleşince ortaya çıkan o eşsiz lezzeti…

Babamın bakkalı vardı.

Raflarda cips de vardı.

Babam “Kızım, ye.” derdi.

Ben yüzümü buruştururdum:

“Bu ne biçim tad?” derdim.

O yapay tat bana ağır gelirdi.

Çok acıkırsam koşa koşa bakkala giderdim.

Babamın gözlerinin içine bakarak:

“Bana helva ver.” derdim.

Koska’nın tahin helvasından bir parça alırdım.

Bir de kapaklı şişe su…

Helvadan bir ısırık, sudan bir yudum…

Sonra yeniden tepeye doğru yürürdüm.

Şimdi düşünüyorum da…

Ben o günlerde bile süsü değil özü seçiyormuşum.

Çiçeğin gösterişine değil köküne eğiliyormuşum.

Cipsin parlak paketine değil, susamın gerçek tadına gidiyormuşum.

Belki de bu yüzden bugün de öyleyim.

Sözün parıltısına değil, niyetin köküne bakıyorum.

Gösterişe değil, hakikate.

Çünkü ben karın içinden çiğdem çıkaran bir çocuktum.

Ve helvadan güç alıp yeniden tepeye yürüyen bir kız.

Ve biliyorum…

O günlerden kalan o tat, bugün hâlâ sahte olanı ayırt etmeme yetiyor.

Önceki İçerik
İLGİLİ BAŞLIKLAR
- Reklam -
Kayseri Gün Medya

Son Eklenenler